MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senedine özgü takipte borçlu vekilinin müvekkiline çıkarılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu iddia ederek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece, tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
Tebligat Kanunu'nun 10/1.maddesine göre tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır, bilinen adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde adresi varsa Tebligat Yönetmeliğinin 16/2.maddesi gereğince şerh verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi gereğince yapılır. Takipte bildirilen adrese tebligat yapılamaz ve adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde de adres bulunmaz ise; yani muhatabın adresi meçhul ise Tebligat Kanunu'nun 28.maddesi gereğince işlem yapılması gerekir. Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre gerçek kişilere tebligat yapılabilmesi için aynı maddenin 2.fıkrasında açıkça belirtildiği üzere dosyada usulüne uygun bir tebligat yapıldıktan sonra muhatap adresini değiştirir, yeni adresini bildirmez ve adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse o takdirde bu maddeye göre tebligat yapılabilir. Yani dosyada daha önce yapılmış geçerli bir tebligat olmadan gerçek kişilere Tebligat Kanunu'nun 35.maddesi gereğince tebliğ yapılamaz.
Somut olayda; ödeme emri tebligatının “... ” adresi yazılarak tebliğe çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından “evrak üzerinde cadde ve sokak ismi olmadığından bilatebliğ iade” denilerek iade edildiği, aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebliğe çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından “... adresinden ayrılmış, yeni adresi de bulunmadığından 1 ve 2. sahife asılmıştır” denilerek tebliğ edildiği, takibin kesinleştirildiği, mahkemece borçlunun mernise kayıtlı adresi bulunmadığı, bilinen adresine çıkarılan tebligat bila tebliğ döndüğü için Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebligat yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, ancak Tebligat Kanunu'nun 35/2.maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığı için yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesi gereğince; tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
O halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca borçlunun tebliğe muttali olduğunu beyan ettiği tarihe göre, tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.