MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takip dosyasında haczedilen ... .... ilçesi ... ..... mahallesi 21 ada, 19 parsel, 2 nolu bağımsız bölümün İİK.nun 82/12. maddesi kapsamında haline uygun meskeni olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istediği, mahkemece, borçlunun adresi tespit edilemediğinden sosyo-ekonomik durum araştırmasının yapılamadığı, borçlu vekiline, borçlunun adresini bildirmesi için verilen kesin süreye rağmen adres bildirilmediğinden iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunabilmesi için orada bizzat oturması gerekmez. Başkaca evi veya evleri olması da haciz edilen taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel değildir. Bu nedenle borçlunun yurt dışında oturuyor olması meskeniyet nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakkını ortadan kaldırmaz.
Buna göre mahkemece borçlunun sosyal ve ekonomik durumu araştırılarak haline uygun mesken belirlenecektir. Borçlunun sosyal ve ekonomik durumu adres bildirilmemesi nedeniyle tespit edilemediyse bu husus şikayetin reddini gerektirmez. Böyle bir durumda mahkemece yapılacak iş borçlunun aile nüfus kaydı esas alınarak eşi ve reşit olmayan çocukları ile birlikte taşınmazın bulunduğu yerin daha mütevazi bir semtinde barınması için zorunlu olan asgari düzeyde bir taşınmazı alabileceği bedel belirlenerek sonuca gitmekten ibarettir.
O halde mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, öncelikle şikayete konu taşınmazın değeri, daha sonra da yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda borçlunun haline uygun evi alabileceği değer belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.