MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurarak, haklarında bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin kesinleşmesinden sonraki devrede oluşan zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK.’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK.nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Diğer yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK.’nun 662. maddesinde “müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir.” hükmüne yer verilmiştir.TTK'nun 662. maddesinde dava açılması ile kastedilen, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde, usulüne uygun bir davanın açılmış bulunmasıdır. Örneğin senet borçlusunun açtığı senet iptal davası zamanaşımını kesmez. (TTK. 669 vd. md.) Keza ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vs. davaları da zamanaşımını kesici nitelikte değildir. Zira açılmış bulunan davanın, HUMK.nun 237. maddesindeki kesin hükme konu teşkil edecek biçimde nizalı kazaya konu edilmesi gerekir (12. H.D. 07/04/1983-1439 K. -2701 E.).
Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının, itirazını def’i yolu ile ileri sürmesi halinde borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay HGK.’nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654 esas 1996/805 sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir. Yine Dairemiz içtihatları ile ceza davalarının zamanaşımını kesmeyeceği benimsenmiştir (Dairemizin 2007/18275-21097 E.K. ve 2008/11812-14822 E.K. Sayılı İçtihatları). ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/118 Esas ve 2008/318 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 2007/688 Esas, 2008/724 Karar sayılı kararlarının incelenmesinde; davanın takibin diğer borçluları olan ... ve ... tarafından açılan menfi tespit davası olup, alacaklının davalı olmasına rağmen şikayetçi borçlunun bu davalarda taraf durumunda bulunmadığı görülmüştür. Buna göre muteriz borçlu tarafından açılmayan menfi tespit davasının zamanaşımını kesmesi mümkün değildir. Zira zamanaşımını kesecek olan zamanaşımını ileri süren icra takibinin borçlusu tarafından açılan menfi tespit davasıdır.O halde, mahkemece; borçlu ...’nın zamanaşımı iddiasının esasının İİK’nun 71 ve 33/a maddelerine göre incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle sonuca gidilmesi ve istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
GB