MAHKEMESİ:İcra Ceza Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi.
2- Alacaklı tarafından, üçüncü kişi konumunda bulunan davalının, İİK'nun 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı süresinde yapmış olduğu itirazın gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek İİK'nun 89/4. maddesi gereğince tazminat talep edildiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir.İİK.nun 89/4. maddesinde; "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder" düzenlemesi yer almaktadır. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK.nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
İİK.nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, muaccel bir alacağının bulunması zorunlu olup, haciz ihbarnamesi, gönderildiği tarih itibariyle hüküm ifade eder ve öncesinde yada sonrasında alacağın olmasından üçüncü kişi sorumlu tutulamaz.
Somut olayda, şikayete konu ... 15. İcra Dairesi'nin 2012/14153 Esas sayılı takip dosyasından davalı 3. kişiye çeşitli tarihlerde müteaddit kereler İİK'nun 89/1. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnameleri ile Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/a maddesi gereğince borçlunun KDV iadesi alacağı ve sair hak ve alacaklarının haczi istenmiş, davalı tarafından süresi içerisinde borçlunun davalıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı belirtilerek itiraz edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, borçlunun davalıdan olan KDV iade alacağının 10.9.2012'den geçerli olmak üzere 14.12.2012'de kesinleştiği tespit edilmiş olduğundan, bu tarihten önce ve sonra son olarak gönderilen haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun davalıda kesinleşmiş KDV iade alacağının olup olmadığının incelenmesinde, mevcut dosya kapsamına göre KDV iade alacağının kesinleştiği tarihten hemen önce davalıya gönderilen haciz ihbarnamesinin 11.9.2012'de tebliğ edildiği, alacağın 14.12.2012'de kesinleşmesi nedeniyle tebliğ tarihinde borçlunun davalıda doğmuş ve kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı, KDV iade alacağının kesinleştiği tarihten hemen sonra gönderilen haciz ihbarnamesinin ise 24.12.2012'de tebliğ edildiği, davalı idarenin ... 3. İcra Dairesi'nin 2012/15625 Esas sayılı takip dosyasına gönderdiği 20.12.2012 tarih ve ...sayılı yazısından anlaşıldığı üzere borçlunun 103.152,75 TL iade alacağının 20.12.2012'de adı geçen icra müdürlüğünün hesabına yatırıldığı, bu nedenle haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi olan 24.12.2012'de de davalı tarafından paranın başka bir icra dosyasına gönderilmiş olması nedeniyle borçlunun davalı nezdinde doğmuş bir alacağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, borçlunun davalı idaredeki KDV iade alacağının kesinleştiği tarihten önceki ve sonraki haciz ihbarnamelerinin tebliği tarihi itibariyle borçlunun davalı üçüncü kişi nezdinde kesin nitelikte ve muaccel bir alacağı bulunmamaktır.Diğer yandan, davalı idare tarafından borçlunun KDV iade alacağının şikayete konu takip dosyası yerine başka bir dosyaya gönderilmesi ve şikayetçi alacaklının takip dosyasındaki haczinin paranın gönderildiği takip dosyasındaki hacizden önce olduğuna ilişkin şikayetlerin, paranın gönderildiği ... 3. İcra Dairesi'nin 2012/15625 Esas sayılı dosyasında yapılacak sıra cetveli sonrasında ileri sürülmesi mümkün olup, İİK'nun 89/4. maddesi gereğince yapılan yargılamada değerlendirilmesi mümkün değildir.
O halde, mahkemece, ispat külfeti kendisinde olan alacaklı, haciz ihbarnamelerinin tebliği tarihi itibariyle borçlu şirketin üçüncü kişide kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir.SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy