MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlunun, icra mahkemesine yapmış olduğu başvuruda, ... İcra Müdürlüğü'nün 2016/370 Esas sayılı dosyasından borçlu şirket adına kayıtlı bulunan ipotekli taşınmaza (otel) ait haczedilen menkullerin teferruat niteliğinde olup, otelin işletmesi açısından zorunlu olduğunu ve taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceğini ileri sürerek haczin kaldırılması ve borçlu şirkete teslim edilmesi talebinin icra müdürlüğünce reddi kararının iptali ve menkuller üzerindeki haczin kaldırılarak borçlu şirkete teslim edilmesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 08/10/1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Temyize konu kararda, hüküm altına alınanın ne olduğunun gösterilmediği ve sadece ''davanın kabulüne'' sözleriyle yetinildiği görülmektedir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan usul ve yasa hükümleri gereğince; şüphe ve tereddüt oluşturmayacak nitelikte usulüne uygun hüküm kurulması gerekirken, HMK'nun 297/2. maddesine aykırı olarak "davanın kabulüne" sözleriyle yetinilerek hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1-e). fıkrası gereği hükümde gerekçeli kararın yazıldığı tarihin de belirtilmemesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca re'sen (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.