MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK'nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2- Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, şikayetçi icra kefilleri icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, icra kefaletinin geçersiz olduğunu ileri sürerek icra kefaletinin iptalini ve mallarına konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istedikleri, mahkemece icra kefaletlerinin iptaline karar verildiği, alacaklının temyizi üzerine kararın Dairemizce; “...İcra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle genel mahkemede ileri sürülebileceği, icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemeyeceği, ancak icra kefaletinin şekil şartlarına uygun olmadığı belirlendiğinden, şikayetçiler icra emrinin iptalini istemediğine göre mahkemece malları üzerine konulan haczin kaldırılması ile yetinilmesi gerektiği...” yönünde bozulduğu, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın kısmen kabulüne icra emirlerinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/(1) maddesi gereğince uygulanması gereken temyiz kanun yoluna ilişkin 1086 sayılı Kanun'un HUMK’nun 429 ve devamı maddeleri gereğince; mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozmaya uyulmakla, bozma, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur (HGK 2010/9-71 E., 2010/87 K. - YİBK 04.02.1959 gün ve 1957/13-E. 1959/5 K.).
Somut olayda, Dairemizin bozma ilamında, şikayetçiler icra emrinin iptalini istemediğine göre malları üzerine konulan haczin kaldırılması ile yetinilmesi gerektiği hususu açıkça belirtilmiş olmasına ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen icra emirlerinin iptaline karar verilmiş olduğu görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, mahkemenin bozma ilamına uyması ile alacaklı yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, uyduğu bozma ilamında gösterilen esas çerçevesinde işlem yapmak ve hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, mahkemece, hükmüne uyduğu bozma ilamı doğrultusunda, şikayetçilerin malları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, icra emirlerinin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy