.......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı olan menfi tespit ilamının İİK.nun 72/6. maddesi gereğince istirdata dönüştüğünü, bu nevi ilamların kesinleşmeden icra takibine konulamayacağını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece; söz konusu ilamda tespit mahiyetinde bir karar verilmediği, belli bir miktar alacağın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın eda davasına ilişkin olup kesinleşmesine gerek bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapılabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Yine 1086 sayılı HUMK'nun 443/1. (HMK. m. 367/1) maddesi gereğince, kural olarak kararın temyiz edilmiş olması da icrasını durdurmaz. Ancak, bazı istisnai durumlarda ilam kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Bu istisnaların bir bölümü HUMK'nun 443/2. maddesinde belirtildiği gibi bir bölümü de özel yasalarında gösterilmiştir. Bu istisnai hükümlerden birisi de 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 4 ve 5. fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre, menfi tespit konulu ilamın, anılan maddeler karşısında kesinleşmeden takibe konulabilmesi olanaklı değildir. Menfi tespit istemi yargılama aşamasında istirdata dönüşse bile, yasa gereği bu tür ilamların icrası için kesinleşme şartı aranmalıdır.
Somut olayda, takip dayanağ...... verilen 01/03/2016 tarih ve 2014/708 esas, 2016/122 karar sayılı ilamda, davacı vekili, müvekkilinin davalılarda..........., alacaklının, sözleşme karşılığında bu şirkete 8 adet çek verdiğini, çeklerin borçlu faktoring şirketine devir ve temlik edildiğini, dava dışı şirketin reklam yayın sözleşmesine ilişkin edimini yerine getirmediğinden, çeklerin artık bedelsiz kaldığını ileri sürerek, çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, çeklerin ödenmesi halinde istirdat davasına dönüşeceğinden, ödenen miktarın müştereken ve müteselsilen borçlu faktoring şirketi ve dava dışı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, ilamda; "Tahsilde tekerrür olmamak üzere 66.500,00 TL nin davalı ...den, 85.825,00 TL'nin ise .........irketinden alınarak davacıya verilmesine. ..." karar verilmiştir.
./..
-2-
Görüldüğü üzere, takip dayanağı ilam incelendiğinde, alacaklının (davacının) borçlu olmadığı, alacağın dayanağı olan çeklerin bedellerinin de borçlu faktoring şirketi tarafından tahsil edildiği tespit edilmiş, bu doğrultuda ödenen miktarın da istirdadına karar verilmiştir. Bu durumda anılan karar, menfi tespit ve yargılama aşamasında istirdata dönüşen ilam niteliğinde olup kesinleşmeden takibe konu edilemez.
O halde, mahkemece şikayetin yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy