MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Genel haciz yoluyla örnek 7 takipte borçlu şirketin; ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak tespiti ile yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine ilişkin itirazlarının kabulü istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince tebligata yönelik şikayetinin reddine, borçlunun diğer taleplerinin süreden reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; ödeme emri tebliğ işleminin TK'nun 35. maddesine göre yapıldığı, ancak tebliğ evrakında muhtarın imzasının bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin 05.07.2019 tarihi olarak düzeltilmesine, genel haciz yoluyla takipte borca itirazın İcra Müdürlüğüne yapılması gerektiğinden borca itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
TK'nun 35. maddesine göre borçlu şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılabilmesi için, bu adrese daha önce bir tebligatın çıkarılması, borçlu şirketin adresten taşınması veya adresin kapalı olması nedeni ile tebligatın yapılamamış olması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca; daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda, anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, tebligat yapılan adresin, tebliğ tarihi itibariyle muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması zorunludur.
Öte yandan Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57. maddesinin ikinci fıkrasında; “Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın ek-1’de yer alan (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, ödeme emrinin borçlu şirketin, ticaret sicilde kayıtlı adresi olan .. adresine tebliğe çıktığı ve şirketin adresten taşındığı şerhiyle 15.04.2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, sonrasında aynı adrese (ticaret sicil adresine) çıkarılan ödeme emrinin, 29.04.2019 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre, (6) numaralı örneğe göre düzenlenen tebliğ evrakının bir nüshası adresin kapısına asılarak tebliğ edildiği anlaşılmış olup, bu durumda, yapılan tebligat; 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Yönetmeliğin 57/2. maddesi hükümlerine ve aranan şekil şartlarına göre şeklen usulüne uygundur. Bunun dışında, bu maddede öngörülen usule göre yapılacak olan tebliğ işlemlerinde, tebliğ evrakında muhtar imzasının bulunması gerektiğine ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebliğ şikayetinin reddine karar verilmesi yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarih ve 2019/2125 E. 2020/2006 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 26/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy