MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itrazları yerinde değil ise de;
Alacaklılar tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe karşı, borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda, ipoteğin süreli ipotek olduğunu, ipotek süresi geçtikten sonra takip yapıldığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini, olmadığı takdirde asıl alacağın güncel değerinin ve faiz hesabının uzman bilirkişilerce yeniden tespit edilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince; sürenin dolduğu ve taşınmazların teminat fonksiyonunu yitirdiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne ve takibin iptaline karar verildiği, alacaklılardan ...’ın istinaf yoluna başvurması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince; alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, “3 sene müddetle" açıklamasının ipoteğin bu tarihte sona erdiği değil, alacağa bu tarihten itibaren faiz istenebileceği anlamında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda, borçlunun, ipotek süresi geçtikten sonra takip yapıldığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesi talebi ile birlikte, olmadığı takdirde asıl alacağın güncel değerinin ve faiz hesabının uzman bilirkişilerce yeniden tespit edilmesini talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince, asıl alacağa ve faize yönelik talepler hakında olumlu olumsuz bir karar verilmediği görülmektedir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi gözetilmek suretiyle borçlunun dilekçesinde ileri sürdüğü asıl alacağın güncel değerinin ve faiz hesabının uzman bilirkişilerce yeniden tespit edilmesi talebinin, gerekirse uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılıp incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan konularda bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ve olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, takipte birden fazla alacaklı olmasına rağmen karar başlıklarında aleyhlerinde şikayette bulunulan tüm alacaklıların yazılmaması ve sadece alacaklı ...’ın davalı olarak gösterilmesi hatalı olduğu gibi, diğer alacaklılar adına vekile yöntemince tebligat yapılmadan yalnızca ... adına vekile tebligat yapılması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 20/10/2010 tarih, 2019/2244 E. - 2020/1594 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.