MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun; genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince şikayetin kabulü ile tebliğ tarihinin 21/03/2019 olarak düzeltilmesine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, tebligat yapılan adresin, tebliğ tarihi itibariyle muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması zorunludur.
Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Somut olayda; borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine gönderilen örnek 7 nolu ödeme emrinin, “Adresin kapalı olması nedeniyle yapılan araştırmada, muhatabın tanınmadığı imzadan imtina eden 13 nolu komşusu Şule Şahin’in sözlü beyanından anlaşılmış olup, muhtarlık kaydına rastlanmadığından tebliğ mümkün olmamıştır.'' şerhi ile iade edildiği, bunun üzerine çıkarılan ödeme emrinin TK.nın 35. maddesine göre 14/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Borçlunun şikayet dilekçesinde, tebligat adresinde fiilen faaliyet gösterdiklerini, mazbatada beyanı alındığı yazılan isimde bir komşuları olmadığını, anılan dairenin uzun zamandır boş olduğunu, tebliğ şerhinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüğü, bu iddiaların araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde, bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular, en ufak ayrıntılarına kadar göz önünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. HGK’nun 07/04/1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesi’nce borçlunun ödeme emri tebliğ tarihi itibariyle tebligat yapılan adreste faal olup olmadığı ve tebliğ zarfında yer alan 11 ve 13 nolu dairelerde beyanı alınan Şule Şahin isimli bir komşusunun bulunup bulunmadığı hususlarının, tarafların delilleri toplanarak ve gerektiğinde zabıta araştırması da yapılarak incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 26/11/2020 tarih ve 2019/2230 E. - 2020/2263 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 27/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.