MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği, borçlu şirketin icra mahkemesine başvurusunda, 674 Sayılı KHK.'nın 20.maddesi hükmü uyarınca TMSF'nun oluruyla müvekkili şirketin 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134.maddesine istinaden ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına alınmasına karar verildiğini, davalı alacaklı tarafça haciz istenilen tarihte müvekkili şirket hakkında alınan ticari ve iktisadi bütünlük kararının devam ettiğini ileri sürerek icra müdürlüğünce yapılan haciz işlemlerinin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince şikayetin kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince borçlu şirketin malvarlığına konulan hacizlerin 19.12.2018 ve 24.12.2018 tarihli olduğu, 27/12/2018 tarih ve 2018/699 sayılı iktisadi bütünlük kararından önce konulmuş olduğundan hacizlerin kaldırılmasına karar verilemeyeceği gerekçesi ile istinaf isteminin kabulüne, şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
678 Sayılı KHK'nın 37. maddesi" (1) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlarla bağlantılı üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığına müracaat edilir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bu kapsamda şirket borçlarının ödenmesi ya da şirket sermaye ihtiyacının karşılanmasını teminen, kefillerin varlıklarının doğrudan veya ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satılması konusunda yetkilidir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyum olarak atandığı şirketlerin, müşterek müteselsil borçluluğu kapsayan kefaletler dahil, kefil olduğu borçlarda ise kayyumluğun devamı süresince borcun öncelikle asıl alacaklıdan ya da diğer kefillerden tahsili yoluna gidilir. " hükümlerini getirmiştir.
694 sayılı KHK'nin 196. maddesi ile eklenen "Kayyım atanan şirketlerde kefalet" başlıklı geçici 1. maddesinde "(1) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile 37 nci maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik hükümleri, bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla başlatılmış olan takip ve tahsil işlemleri hakkında da uygulanır." hükmünü içermektedir.
678 sayılı KHK'nın 37. maddesi açıkça TMSF'nin kayyum olarak atandığı şirketler aleyhine takip yasağı düzenlemesi getirmemiş, borçların tahsilinde izlenecek yolu belirlemiştir. OHAL döneminde yapılan düzenlemeler ile bu şirketlerin ülke ekonomisine yeniden kazandırılmaya çalışıldığı, şirketlerin iktisadi faaliyetlerini sürdürmesi, üretim ve istihdama katkı sağlamasının hedeflendiği, terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu şirkete kayyım olarak atanmış TMSF temsilcilerinin içi boşaltılmış ve ağır borç yükü altında olan şirketleri idare etmesi ve ekonomiye yeniden kazandırılmasının önem arz ettiği görülmüştür.
674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 20/1 maddesine göre "19/12/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile TMSF 'ye verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır" hükmü getirilmiş olup, 678 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 33.maddesi ile değiştirilen 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134.maddesinin 5.fıkrasının son cümlesi uyarınca da, "Ticari ve İktisadi bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren 2 yıl içerisinde ticari ve iktisadi bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul, gayrimenkul mal ve her türlü hak ve alacaklar ile 3.kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıkların imtiyazlı alacaklar dahil 3.kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemez" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 1.Tahsilat Daire Başkanlığının yazı cevaplarında borçlu şirket Tezcan Proje... İnşt Taahh San ve Tic Aş 'nin kayyımlık yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği, Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yönetimi ve denetimi TMSF tarafından devrolunan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak fona verilen yetkiler bu Kanun Hükmünde Kararname ile kıyasen uygulanır, hükmüne yer verildiği, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 33.maddesi ile değiştirilen 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134.maddesinin 5.fıkrasının son cümlesi uyarınca da Ticari ve İktisadi bütünlük oluşturulan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul, gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacakları üzerinde üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu yasal düzenlemeler gözetildiğinde, fon kuruluşunun 27/12/2016 tarih ve E.844 sayılı kararı ile, şikayetçi takip borçlusu Tezcan Proje Taahhüt San. Tic. Aş.'nin tüm mal, hak ve varlıklarının biraraya getirtilerek "Tezcan Proje Taahhüt San. Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" oluşturulduğu anlaşılmış, yukarıda değinilen 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 33.maddesi ile değişik 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134.maddesinin 5.fıkrasının son cümlesi uyarınca Ticari ve İktisadi Bütünlük kararının verildiği 28/12/2016 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde menkul, gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacakları üzerinde üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemeyeceğinden, şikayete konu hacizlerin 19.12.2018 ve 24.12.2018 tarihli hacizler olduğundan borçlunun haczin kaldırılmasına yönelik şikayetin kabulü gerekmiştir. Bölge adliye mahkemesi gerekçesinde belirtilen 27/12/2018 tarih ve 2018/699 sayılı iktisadi bütünlük kararından önce şikayet konusu hacizleri kapsayan 27/12/2016 tarih ve E.844 sayılı ticari ve iktisadi bütünlük kararı verildiği anlaşılmıştır.
O halde, borçlu şirketin şikayetinin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince yanılgılı değerlendirmeyle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2021 tarih ve 2019/3130 E. – 2021/515 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.