MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde, borçlu hesap kat ihtarnamesinin tarafına tebliğ edilmediğinden icra emrinin iptali istemiyle mahkemeye başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, karara karşı borçlu, hesap kat ihtarnamesine itiraz ettiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurduğu, Dairemizin 2017/7554 E. 2018/10718 K. sayılı ilamı ile İİK'nın 68/b maddesi hükmü uyarınca banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, gerekçesiyle kararın bozulduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama da verilen karara karşı borçlunun temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmünü içermektedir.
Yine HMK’nın 297. maddesinin 1/c fıkrasında; “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” hükmün kapsamı içinde yer alacağı belirtilmekle, HMK’nın 298. maddesinde, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olmayacağı belirtilmiştir.
Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kişinin ve kamunun menfaatini ilgilendirmektedir. Gerekçeli olarak yazılan karar, tarafların mahkemeye güven duymasının yanı sıra kanun yollarını etkili bir şekilde kullanmasına olanak sağlar.
Gerekçe, hükmün dayanağının akla, dosya içeriğine ve hukuka uygun açıklamasıdır. Dolayısıyla dosya içinde yer alan bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olmalıdır. Yeterli ve geçerli yasal gerekçe ile karar verilmemesi keyfiliğe yol açacaktır. Keyfiliği önlemek, tarafların yargıya güvenini sağlamak ve yargısal denetim açısından gerekçe önemlidir.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise, mahkemece, 05/07/2019 tarihli bilirkişi raporu ile 05/12/2019 tarihli ek raporun hükme esas aldığı, raporlarda 1.071.269,55 TL asıl alacak olduğu tespit edildiği ve gerekçede de asıl alacağın 1.071.269,55 TL olduğu değerlendirilmişse de hüküm kısmında 1.271.269,55 TL asıl alacak yönünden şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Bu durum hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturmaktadır.
Karar gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Mahkemenin temyiz olunan kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 371 maddesi uyarınca, ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 09/02/2021 tarih, 2018/821 Esas -2021/115 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı/borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy