Ticareti usûlüne aykırı terk etmek suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Konya 3. İcra Ceza Mahkemesinin 23/06/2015 tarihli ve 2014/200 esas, 2015/630 sayılı kararının Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 25/09/2018 tarihli ve 2016/9501 esas, 2018/9337 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Konya 3. İcra Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2018/1555 esas, 2020/645 sayılı kararı aleyhine ... Bakanlığı'nın 26/04/2021 gün ve 94660652-105-42-5946-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2021 gün ve KYB - 2021/68186 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya aslının diğer sanık yönünden temyiz incelemesine esas olmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş olması nedeniyle Uyap'tan alınan dosya sureti üzerinden yapılan incelemede,
1-Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 21/11/2011 tarihli ve 2011/6580 esas, 2011/7668 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 2004 sayılı Kanun'un 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan eylemin, yalnızca ticareti terk keyfiyetinin onbeş günlük süre içinde kayıtlı olduğu ticaret sicili memurluğuna bildirilmemesi değil, bununla birlikte anılan Kanun'un 44. maddesine uygun olarak bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerinin bulunduğu bir mal beyanında bulunulmamasının müeyyidesi olduğu, bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 136. maddesinde sayılan kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif ticaret şirketlerinde ticaretin terki söz konusu olmayıp, ortaklık ilişkisinin sona erdirildiği, 2004 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile getirilen mal beyanında bulunma yükümlülüğünün, gerçek kişi tacirler için geçerli olup, yukarıda sayılan ticaret şirketlerini kapsamadığı, eş anlatımla ticaret şirketlerinin müdür veya yetkililerinin 2004 sayılı Kanun’un 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti terk suçunu işlemelerinin yasal olarak mümkün olmadığı ve bu durumda atılı suçun da oluşmayacağı nazara alındığında, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesindeki "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesindeki "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemelerde belirtilen istisnai durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında, Mahkemesince kovuşturma aşamasında sanığın savunmasına başvurulmadığı ve söz konusu düzenlemelerde yer alan durumlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Konya 3. İcra Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2018/1555 esas, 2020/645 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ticareti usûlüne aykırı terk etmek suçundan dolayı hükmolunan mahkumiyet kararının kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında mahkumiyet kararı infaz edilmekte ise salıverilmesine; 05/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.