MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 05.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;
Türk Ticaret Kanununun 790. maddesi “cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır…” hükmünü düzenlemiştir. Türk Ticaret Kanununun 818. maddesinin yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken TTK 687. maddesi hükmüne göre “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkiye dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” Maddede söz konusu olan def’iler kişisel def’iler olup kural olarak bu tür def’iler hamile karşı ileri sürülemez. Bu def’iler borçlunun belli bir alacaklı ile olan hukuki ilişkisinden ... def’ilerdir. Örneğin; muvazaa, bedelsizlik, hatır, irade fesadı ve kumar gibi def’ilerdir. Kişisel def’ilerin dermeyan edilememesi nedeni iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunmasıdır. Ancak hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ederse kişisel def’iler bu hamile karşı da ileri sürülebilir.
Somut olayda takip alacaklısı keşideci borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmış olup borçlu şirket kendisine gönderilen örnek 10 ödeme emri üzerine süresi içerisinde İcra mahkemesine verdiği dilekçede lehtar şirket ile aralarında çelik kapı alımı ve montaj sözleşmesinin bulunduğunu ve bu sözleşmenin teminatı olarak çekin verildiğini bu nedenden dolayı çek niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini ve asıl alacak üzerinden %20 kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Takibe konu çek incelendiğinde çek keşidecisinin borçlu şirket, lehtarının ... Çelik Kapı Sistemleri Limited Şirketi, ilk cirantası ... Limited Şirketi olup bu şirketin cirosuyla ... Limited Şirketine çekin geçtiği ve bu şirketin cirosu ile en son ciranta olarak da takip alacaklısı ...’ye çekin verildiği görülmektedir.
Takip alacaklısı 4. ciranta konumunda olup şikayetçinin dilekçesinde takip alacaklısının bile bile borçlunun zararına hareket ederek çeki ciro ile iktisap ettiğini iddia ve ispat edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince, takip alacaklısının keşideci ile lehtar arasında olan sözleşmenin tarafı olmadığı için teminat iddiasının alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddedilmesi üzerine kararı istinaf eden şikayetçi borçlunun alacaklının teminat ilişkisinden haberi olduğunu ve kötüniyetli olarak teminat def’ini bertaraf etmek için çeki ciro ile aldığını ileri sürmüş ve istinaf mahkemesi de bu talep üzerine İlk Derece Mahkeme kararını kaldırarak Türk Ticaret Kanunu'nun 818.maddesinin yollaması ile çekler hakkında uygulanan 687.maddesi uyarınca keşidecinin lehtara karşı ileri sürüleceği def’inin ciranta olan alacaklıya karşı ileri sürülebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile borçlu yönünden takip dosyasının durdurulmasına karar verdiği bu kararın alacaklı vekilince temyiz konusu yapıldığı görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi şikayetçi dilekçesinde takip alacaklısının kötüniyetle çeki ciroyla iktisap ettiğini ileri sürmediği daha sonra ilk derece mahkemesi kararı üzerine bu hususu istinaf aşamasında ileri sürdüğü anlaşılmakta olup şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen maddi vakaların istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün değildir. Kaldı ki 4.ciranta konumunda bulunan alacaklının borçluyu bile bile zarara uğratmak kastı ile çeki ciro ile iktisap ettiği de ispatlanamamıştır. Takip alacaklısı ... Limited Şirketi'nden değil bu şirketin ciro ettiği ... Limited Şirketi'nden ciro ile çeki iktisap etmiştir. Bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 05.02.2026