MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda; sair iddialarının yanında üst sınır ipoteğine dayalı ilamlı takip yapılamayacağı iddiası ile takibin iptalini talep ettiği, bozma üzerine inceleme yapan Bölge Adliye Mahkemesince, takibe dayanak ipoteğin kesin borç ipoteği olduğu, kesin borç ipoteğine dayalı ilamlı icra takibi yapılabileceği gerekçesi ile başvurunun reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
TMK’nın 851. maddesinin birinci fıkrasına göre “Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için konulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması halinde alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağa üst sınır taraflarca belirtir.”
Bu hükme göre üst sınır çerçevesinde oluşturulacak ipotek tescil edildiği tarihte mevcut ve miktarı belli bir alacağa dayanmaktadır. Henüz alacak doğmadan ileride doğacak veya doğması olası bulunan bir alacak için önceden belli bir üst sınır gösterilerek belirli bir sırada bir ipotek tesis edilmektedir. Bu tür ipoteklerde kayıtsız şartsız bir borç ikrarı söz konusu olmadığından alacak miktarının borçlunun kabulü veya mahkeme hükmü ile saptanması söz konusu olacaktır. Bu tür ipoteklerde alacaklının talebi üzerine İİK’nın 149/b maddesi hükmüne göre ödeme emri gönderilmesi gerekir. İpotek akit tablosunda kayıtsız şartsız bir borç ikrarı var ise bu ipoteğin türü ana para (kesin borç) ipoteğidir. Bu ipotek türünde alacak mevcut ve miktarı bellidir.
Takip dayanağı 26.10.2020 tarih ve 8626 yevmiye nolu ipotek akit tablosu incelendiğinde;
İpotek akit tablosunun ikinci sayfasında aynen “...’ten aldığı 1.200.000,00 TL bedel mukabilinde diğer kredi için ... lehine 2.derecede, faizsiz faiz ve FBK süre ile ve serbest dereceden istifade etmek üzere ipotek tesis ettiği...” açıklaması yazılıdır.
Görüldüğü üzere ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermekte olup, bu ipotek bir anapara (kesin borç ipoteği) niteliğindedir.
Alacaklı lehine 1.200.000.00 TL bedel mukabilinde fekki bildirilinceye kadar (fbk) müddetle ipotek tesis edilmiş olduğu ve ipoteğin kesin borç ipoteği (karz ipoteği) olduğu anlaşılmıştır. İpotek akit tablosundaki “fekki bildirilinceye kadar süre ile” açıklaması muacceliyet koşulu olmayıp, ipoteğin süresiz olarak tesis edildiğini göstermektedir.
İİK’nın 149. maddesinde; "İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir." hükmüne yer verilmiştir.
Kural olarak alacağın muacceliyetinin, bir ihbarın yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, alacaklının hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine, muacceliyet ihtarında bulunmadan icra takibi yapması mümkün değildir(MK 802 md., TMK 887 md.). Zira, Borçlar Kanunu'nun 117/2. maddesinde yer alan borcun ifa edileceği gün (vade tarihi) sözleşmede yer almamıştır. Bu durumda, borçlunun temerrütünün ne zaman gerçekleştiğinin saptanmasında Borçlar Kanunu'nun 117/2. maddesinin (818 Sayılı BK'nın 101/1. maddesi); “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur” hükmü dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, alacaklı tarafından takipten önce gönderilmiş bir muacceliyet ihtarının bulunmadığı anlaşıldığından, borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatılmış olması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, mahkemece; şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 10.07.2025 tarihli ve 2025/1474 E.-2025/2105 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.