MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı borçlu ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı ve davalı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından temyize başvurulmuştur. Dairemiz’in 01.11.2023 tarih ve 2023/2283 Esas, 2023/6940 Karar sayılı ilamı ile; borçlu ve davadışı Demet İnş. Şirketi arasında öteden beri devam eden ticari ve cari ilişki olup olmadığı, faturaların ve ödemelerin ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığı, devir sözleşmelerine konu devir bedellerinin ödenip ödenmediğinin netleştirilmesi ve faturalardaki malların hacizli mallara uygun olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla birlikte İcra Müdürlüğünce 31/05/2021 tarihli hacizlerin satış avansının tamamlanmaması nedeniyle düştüğü, eldeki istihkak davasının konusunun kalmadığı gerekçesi ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında, re'sen gözetilmesi gerekir.
İİK. 97/8. maddesinde; "dava esnasında 106. maddedeki müddetler cereyan etmez." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, süresi içinde istihkak davası açılmış olup, haczedilen mal hakkında, İİK madde 97/8 gereğince satış isteme süresi işlemeyeceğinden, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, Dairemizin bozma ilamından sonra davacı üçüncü kişi ..., dosya kapsamına yer alan temlik sözleşmesine, Uyap kayıtlarına ve icra dosyası evraklarına göre dayanak icra dosyasına konu alacağı temlik almıştır.
Üçüncü kişinin istihkak davası açabilmesi için, haczedilen mal üzerinde, bu davaya konu olabilecek bir hakka sahip olması gerekir. Haczedilen mal üzerinde mülkiyet hakkında olduğu gibi haczi bertaraf eden veya rehin hakkında olduğu gibi haczi sınırlandıran bir hakka dayanan üçüncü kişi istihkak davası açabilir. Buna göre kural olarak, üçüncü kişi az önce belirtilen haklara dayanan ve takip alacaklısı ile borçlu dışında bir kişi olabilir.(ASLAN, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Ankara, 2005, s.389)
İstihkak davasındaki uyuşmazlık icra takibinin tarafları alacaklı ve borçlu arasında ve takibe konu olan alacağa ilişkin bir uyuşmazlık değildir aksine alacaklının alacağını elde etmesi amacıyla bir mal üzerine haciz konulmasından ve fakat üçüncü kişinin bu mal üzerinde bir hak iddiası ile hacze karşı koymasından kaynaklanmaktadır yani alacaklı ile takibe taraf olmayan üçüncü kişi arasında bir uyuşmazlık vardır. (ASLAN, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Ankara, 2005, s.348-349 )
Bu durumda, alacaklı tarafından haczedilen menkulün borçluya ait olmayıp kendisine ait olduğunu iddia ederek dava açan üçüncü kişinin, dayanak icra dosyası olan İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü 2017/31295 Esas sayılı dosya alacağının devredilmesine ilişkin olarak davalı alacaklı ... ile temlik sözleşmesi yaptığı, Uyap kayıtlarına göre de temlik işlemi sonucu dayanak icra dosyasının alacaklısı olduğu, haliyle alacaklı ile üçüncü kişi sıfatının birleştiği, oysa ki üçüncü kişinin takip alacaklısı ile borçlu dışında biri olması gerektiği, bu nedenle eldeki davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı ise de karar sonucu itibari ile doğru olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ:
Davalı borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi