MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, şikayet dilekçesinin içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 11.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;
Somut olayda; alacaklı tarafından borçlu hakkında örnek 7 nolu ilamsız takip yapıldığı, şikayetçi/borçlu tarafından bir kısım banka hesapları üzerine konulan haczin kamu hizmetinde kullanıldığı gerekçesiyle, mal beyanı olarak sunulan hesap ve taşınmazın dışındaki hacizlerin ise taşkın haciz olduğundan bahisle haczedilmezlik ve taşkın haciz şikayetinde bulunulduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince; "...Davacının ... ve ... nolu hesaplara konulan hacizlerin kaldırılması yönündeki haczedilmezlik şikayetinin REDDİNE..." karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, bu kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Mahkeme kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde detaylıca açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindedir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir(HGK-2007/14-778 E.-2007/611 K., Dairemizin 01.04.2008 tarih ve 2007/38353 E.-2008/7142 K. sayılı ilamı).
6100 sayılı Yasa ile hukukumuza giren “istinaf kanun yolu“ 6100 sayılı Yasa’nın 341 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının neleri içereceği ve hükmün nasıl oluşturulacağı (HMK'nın 297. maddesine koşut şekilde) Yasa’nın 359. maddesinde düzenlenmiş ve özellikle 2. fıkrada;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.
HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır.
Ayrıca, genel düzenleme olan, HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca “gerekçe/hüküm çelişkisi“ yaratılmamalıdır.
Şikayete konu uyuşmazlıkta; şikayetçi tarafından bir kısım banka hesapları üzerine konulan haczin kamu hizmetinde kullanıldığından haczedilmezlik şikayeti ile birlikte mal beyanı olarak sunulan hesap ve taşınmazın borcu fazlasıyla karşılayabilecek nitelikte olduğunundan, taşkın haciz şikayetinde bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlık "5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesi uyarınca, borçlu Belediye'nin banka hesapları üzerine uygulanan haczin kaldırılması istemi" olarak tanımlanıştır.
Mahkemece haciz konulan banka hesaplarına ait ekstreler getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış, buna göre ... nolu hesabın havuz hesabı olduğu, diğer ... nolu hesabın ise vadeli mevduat hesabı olduğu, vadeli mevduat hesaplarının belirli bir süre ihtiyaç duyulmayan ve nemalandırılmak üzere kullanılan ihtiyaç fazlası paranın değerlendirilmesi amacıyla açılan hesap olup, belediyenin bu hesabı herhangi bir kamu hizmetine tahsis etmediği, nemalandırılmak üzere bankada bulundurulduğu, ihtiyaç fazlası paranın da haczinin mümkün bulunduğu anlaşıldığından şikayetçinin haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği görülmüşse de mal beyanı olarak sunulan banka hesabı ve taşınmaz dışındaki hacizlerin taşkın haciz olduğundan bahisle şikayet kısmının gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse de Bölge Adliye Mahkemesince hiç değerlendirilmediği ve bu konuda bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; borçlunun şikayet dilekçesindeki taleplerinin hepsini karşılayacak şekilde hüküm kurmak olup, talepleri hiçbir şüphe ve tereddüde yol açmayacak şekilde hüküm altına almaktır. Şikayetçi; dava dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde "...Dava dilekçemizde de belirtildiği üzere ... Bankası ... Şubesi... IBAN numaralı hesabımızın ve ... İlçesi, ... Mahallesi 13 pafta, 2001 ada, 266 parseldeki taşınmazımızın mal beyanı olarak sunulduğu, mal bevanı olarak sunulan hesabımızın ve taşınmazımızın borcu fazlası ile karşılayabilecek nitelikte olduğu bu nedenle söz konusu hacizlerin taşkın haciz niteliğinde olduğu belirtilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda bu konuya ilişkin herhangi bir değerlendirme ve inceleme yapılmamıştır. Bu konuda yerel mahkemece de herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Kamuya tahsisli hesaplarımıza haciz uygulanmasının yanı sıra "Taşkın Haciz" uygulanmış olmasına rağmen yerel mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadan haczedilmezlik şikâyetimizin reddine karar verilmiştir. Bu nedenle söz konusu kararın temyiz kanun yolu incelemesi sonucu kaldırılması gerekir..." şeklinde "Taşkın Haciz" şikayetinde bulunmuş olup, bu talep hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve hüküm oluşturulmamıştır. Belirtilen nedenle mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın sırf bu nedenle usûlen bozulması ve bozma nedenine göre de şikayetçinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden, Sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına katılamıyorum.11.02.2026