MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda; takip konusu senedin araç teslim sözleşmesine ek olarak yapıldığını, senedin araç teslim sözlemesine bağlı olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, araçla kaza yapıldığını, sonra aracın alacaklıdan satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini ileri sürerek borca ve fer'ilerine itirazı ile takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, kararın itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden hüküm kurulmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacı/borçlu yönünden takibin iptaline karar verildiği, bu kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İİK’nın 169. maddesinde; ”Borçlu, 168'inci maddenin 5 numaralı bendine göre borca karşı yapacağı itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz.”
169/a maddesinde ise; “İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.
İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir.” hükmü yer almaktadır.
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takiplerinde, borca itirazın, İİK'nın 169/a maddesi gereğince incelenmesi gerekmekte olup, borca itiraz halinde ispat külfeti borçluya aittir.
Somut olayda, itiraz eden borçlu vekili takip konusu senedin araç teslim sözleşmesi kapsamında verildiğini, gerçekleşen trafik kazası sonrası aracın müvekkilince satın alındığını ve borcun olmadığını beyan etmekle, karşı taraf alacaklı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında araç kiralama sözlemesi imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı günün akşamı alkollü araç kullanılmasından ötürü borçlunun trafik kazası geçirdiğini ve arkadaşının vefat ettiğini, sonrasında kaza sebebiyle müvekkilini maddi manevi tazminat sorumluluğundan kurtarmak için aracın satın alındığını (borçlu tarafça) araç satış bedelinin alındığını, borçlu tarafça satış bedeli ve kaza sebebiyle ödenen tazminat bedeli birbiriyle bağlıymış gibi hareket edildiğini, ölümlü trafik kazası sonucu ödenecek maddi ve manevi tazminat miktarı göz ardı edilmeye çalışıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden müvekkilimin sözleşmeden kaynaklı rücu hakkı olmasından dolayı müvekkilim maddi ve manevi tazminat yönünden davacı ve kefile icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, ölümlü trafik kazası sonucu sigorta şirketine karşı ödenmesi gereken maddi ve manevi tazminattan kurtulmaya yönelik çaba sarf edildiğini beyan etmiştir.
Bu durumda, takibe konu bononun araç teslim sözleşmesi uyarınca teminat olarak verildiği, borçlunun sözleşme ile ... borçlarını yerine getirip getirmediği, dolayısı ile sözleşmeye bağlı olarak verilen bonoda yazılı alacağın varlığının ve miktarının genel mahkemede yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, borca itirazın kabulü isabetlidir. Ancak borçlunun icra mahkemesine başvurusu; İİK'nın 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, bu itirazın kabulü halinde aynı Kanun'un 169/a-5. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, takibin iptali yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle; 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 26.09.2025 tarih ve 2025/122 E.-2025/859 K. sayılı kararının hüküm bölümünün B-1. bendinde yer alan "takibin davacı borçlu yönünden İPTALİNE" sözcüklerinin karar metninden çıkartılmasına, yerine "takibin davacı borçlu yönünden İİK'nın 169/a-5. maddesi uyarınca DURDURULMASINA" sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca (ONANMASINA), karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.