Borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan sanık ...'ün, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Adana 7. İcra Ceza Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli ve 2024/67 Esas, 2024/118 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adana 1. İcra Ceza Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli ve 2024/22 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 31.10.2025 gün ve 94660652-105-01-6236-2025-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2025 gün ve KYB-2025/126699 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 06.06.2018 tarihli ve 2018/3315 ESas, 2018/7246 Karar sayılı ilamında yer alan, "...tebligat gideri, tahsil harcı ve peşin harcın ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği, takip öncesi ve sonrası faiz ile ödeme taahhüdünden son taksit tarihine kadar işleyecek faizin taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmediği gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı, bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında usulüne uygun olarak gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğu dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği halde, Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2024/19345 Esas sayılı takip dosyasında mevcut 26.04.2024 tarihli ödeme taahhüdünde tebligat gideri ve peşin harcın ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği gibi "diğer takip giderleri" başlığı ile gösterilen giderin hangi masraf kalemini kapsadığının belirtilmediği, bu nedenle taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Adana 1. İcra Ceza Mahkemesinin 04/12/2024 tarihli ve 2024/22 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında borçlunun ödeme şartını ihlâli eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında verilen tazyik hapsi infaz edilmekte ise derhal salıverilmesine,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden,
"Sanık ...'ün, üzerine atılı borçlunun ödeme şartını ihlâl suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,"
"Karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine şikayetçiden tahsiliyle sanığa verilmesine,”
"Yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakılmasına,"
Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.