(5237 S. K. m. 85)
Dava: Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 11.05.2007 günlü raporu ile Yüksek Sağlık Şurası'nın 25-26/06/2009 tarihli raporlarında, trafik kazası sonucu sanığın çalıştığı hastaneye yaralı halde başvuran ölende şuur bulanıklığı tespit edildiğinin, ölenin kafa içinde herhangi bir değişim olup olmadığının araştırılmasına yönelik olarak, tetkik ve takiplerin yapılabileceği bir merkezde gözlem altında bulundurulmasının veya böyle bir merkeze sevk edilmesinin uygun olduğunun, bu şekilde davranmamış olan sanığın kusurlu bulunduğunun belirtildiği, ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun sözü edilen raporunda sanığın bu kusurlu davranışı ile ölüm neticesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirtilmediği, Yüksek Sağlık Şurası raporunda ise, ölene erken tanı konulup tedavi edilse de kurtulması kesin olmadığından kusurla ölüm arasında illiyet bağı kurulamayacağı tespitinin yer aldığı, sanığın taksirli eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının her türlü şüpheden uzak biçimde saptanması için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy