(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın nüfusa kayıtlı bulunduğu Polatlı Kasabası ibaresinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sübuta ve hafifletici hükümlerin uygulanmadığına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sonuç: 5237 sayılı TCK'nın 7/2; 5252 s. Kanunun 9/3 üncü maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zamandaki yasayla sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması, 765 s. Kanuna göre hükmolunan cezayla 5237 s. Kanuna göre hükmedilecek ceza belirlendikten sonra sanığın lehine olan Kanunun tespitiyle lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun gerekçeye de yansıtılması suretiyle, hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
1- Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 455/1 inci maddesine muhalefetten kamu davası açılmış ve Cumhuriyet savcısı da esas hakkındaki mütalaasında sanığın TCK'nun 455/1 inci maddesi gereğince cezalandırılmasını talep etmiştir. 765 sayılı TCK'nın 455/1 inci maddesinde 2 yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası, 5237 sayılı TCK'nın 85/1 inci maddesinde ise sadece 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Mahkeme hakimi de hem 765 sayılı hem 5237 s. Kanunun alt ve üst sınırları arasında olan TCK'nın 85/1 inci maddesi gereğince gerekçe de göstererek alt sınırdan ayrılarak 4 yıl hapis cezasını tercih etmiştir. Dolayısıyla üst sınırdan ceza hesaplaması yok. Kaldı ki 765 sayılı TCK'dan 4 yıl vermiş olsaydı ayrıca adli para cezasına da hükmedecekti.
2- Sicilinden öğrendiğimize göre mahkeme hakimi meslekte en az 20 yılını doldurmuş. olup 765 sayılı TCK'nın hükümlerini bilinmediğini düşünemeyiz
3- Dosya mahalline gittiğinde dava hakimi ben karşılaştırmayı yanlış yaptım 765 sayılı TCK'nuna göre 2 yıl verecektim demeyecek olduğuna göre kararın sırf bu nedenlerden dolayı bozulmaması gerekir.
4- 5252 s. Kanunun 9/3 üncü maddesinde belirtilen lehe kanun değerlendirmesi genel bir ilkeyi ortaya koymakta önceki ve sonraki kanunların kararda ayrı ayrı hüküm kurularak gösterilmesini öngörmemektedir. Ayrıca CMK'nın da böyle bir hüküm yoktur. Ortada lehe karşılaştırmayı yapmayı gerektirecek birçok madde de yoktur. Her iki kanun bakımından da en fazla 1/6 oranında takdiri indirim uygulanabilir. Mahkemede bunu uygulamayı kabul etmemiştir. Sanık tam kusurlu, Belki başka suçlar için birkaç tane oranları ayrı artırım ve indirim sebepleri olduğu zaman karşılaştırmayı yapmak gerekebilir. Ancak inceleme konusu dosyada böyle bir durum yok.
5- Çoğunluk görüşünün yerinde olduğunu düşünsek bile, haksız kararın kaldırılması demek olan bozmanın işe yaraması, yani sonunda başka ve haklı bir karar verilebilmesi lazımdır. Eğer başka bir karar verilemeyecekse, bozmanın da manası yoktur.
6- Bu dosyanın suç tarihi 20.5.2005 ve 20.11.2012 tarihinde zamanaşımına uğrayacaktır. Dolayısıyla adalet şekle feda edilmemeli.
Açıkladığımız bu düşünceler dolayısıyla sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy