(5237 S. K. m. 7, 89) (5271 S. K. m. 51, 253, 254) (765 S. K. m. 459) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından; sanığın babası olan tanık E. Ç.'nin tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılırken yeminden çekinme hakkı hatırlatılmayarak yeminli olarak dinlenilip C.M.K.nın 51. maddesine aykırı hareket edilmesi, adı geçen tanığın anlatımları hükme esas alınmadığı ve sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi sayılmamıştır.
1- Dosya içeriği ve mahkemenin kabulüne göre sanığın kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayıp kırmızı ışıkta geçmek suretiyle, yeşil ışıkta dönüş yapan mağdur D. T.'ın aracına çarparak mağdurun ve katılanların yaralanmasına sebep olduğu ve bu haliyle olayda bilinçli taksir şartlarının oluştuğunun gözetilmemesi,
2- Geçici raporlardaki bulgulara ve Adli Tıp Kurumunun yerleşik uygulamalarına göre olayda iki kişinin nitelikli şekilde yaralandığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin 765 Sayılı T.C.K.nın 459/2. maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, anılan Kanunun 459/3-1. cümlesi ile hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre:
a- 765 Sayılı T.C.K.nın 459/3-1. cümlesindeki suçun yaptırımının seçimlik ceza öngördüğü gözetilmeden, hapis ve para cezası birlikte uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
b- Sanığın üzerine yüklenen suçun 5271 Sayılı C.M.K.nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşmaya tabi suçlardan olduğu nazara alınarak, sanık ile şikayetçi sanık D. T. ve katılanlar arasında uzlaşma olup olmayacağı konusunda tarafların beyanı alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2; 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zamandaki yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve 765 Sayılı Kanuna göre hükmolunan ceza ile 5237 Sayılı Kanuna göre hükmedilecek ceza belirlendikten sonra sanığın lehine olan yasanın tespiti ile lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması, bu durumun gerekçeye yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy