(5237 S. K. m. 51, 53, 134) (5271 S. K. m. 231) (YCGK. 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.)
Dava: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın, gece vakti, ardiye olarak kullandıkları yerde bulunan eşyaların üzerine çıkarak, tuvalet penceresine yanaşıp, karşı komşularına ait olan, hava boşluğuna bakan açık pencereye doğru bakarak, evinde banyo yapmakta olan mağdureyi çıplak vaziyette gözetlediği iddiasına konu olayda, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için, yerinde keşif yapılarak, sanığın baktığı iddia olunan pencereyle, mağdurenin banyo penceresi arasındaki mesafe, pencereler açık tutulduğunda karşı tarafın net olarak görülüp, görülmediği; mağdurenin ayakta olması halinde görülüp görülemeyeceğinin tespiti ile sandalye, masa ya da ardiye olarak kullanılan yerde bulunan eşyalardan birinin üzerine çıkılmadan, özel bir çaba gösterilmeden, karşı kısımda banyo yapan mağdurenin görülüp görülmeyeceği, görülebiliyorsa ne kadar kısmının görüldüğü belirlenerek ve gerektiğinde her iki yerinde görüntülenmesi suretiyle sanığın savunması da değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre:
1- 5237 sayılı TCK'nın 134/1-1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda, hapis cezası ve adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, gerekçeden yoksun biçimde, sanık hakkında hapis cezasına hükmolunması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 53/4. maddesi uyarınca, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, aynı Kanunun 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi,
3- Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı “hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi uyarınca nazara alınacak 'zarar'ın; kanaat verici, basit bir araştırma ile belirlenebilir maddi zarar” olduğu ve olayın oluş şekli ve sabit suçun niteliği gereği sanık tarafından giderilmesi gerekli maddi bir zarar bulunmadığı gözetilmeden, hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 51/1 maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilirken gösterilen “Sanığın sabıkasız geçmişi göz önüne alınarak cezasının ertelenmesi halinde ilerde suç işlemekten çekinmesine sebebiyet vereceği hakkında mahkememizde kanaat oluşmakla” ifadesiyle çelişki oluşturacağı da nazra alınmadan, “Olayın özelliği suçun işleniş biçimi dosya içeriği mağdurun zararının karşılanmamış olması hususları göz önüne alındığında kanaat oluşmadığından ve koşulları bulunmadığından” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)