(5237 S. K. m. 22, 85)
Dava ve Karar: Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
19.10.2005 günü saat 16:15 sıralarında süratli kullandığı aracıyla şerit tecavüzü yaparak karşı yönden gelmekte olan Ö. K. idaresindeki motosiklete çarparak adı geçenin yaşamsal tehlike geçirmeksizin, sol diz kapağı altında tibia ve fibulada parçalı kırık olacak şekilde yaralanmasına neden olan sanığın bu eylemi neticesi 1937 doğumlu Ö. K.'nın kaldırıldığı hastanede ameliyat edilip, 02.11.2005 tarihinde taburcu edildiği, 12.11.2005 günü ise öldüğünün, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci İhtisas Kurulu'nun 04.09.2006 tarihli raporunda kaza sonucu oluşan alt bacak kemik kırığının doğrudan ölüme neden olacak nitelikte olmamakla birlikte, kendisinde kronik kalp-damar hastalığı ve şeker hastalığı olduğu anlaşılan kişinin ölümünün alt bacak kemik kırığına bağlı fizyolojik yükün kendinde mevcut kalp hastalığını akut hale geçirmesi sonucu meydana gelmiş olduğunun bildirilmiş olmasıyla ölenin oğlu S. K.'nın taburcu edilmesinden bugüne kadar herhangi bir ciddi şikayeti yoktu, kasık fıtığı nedeniyle 2 defa ameliyat oldu, mide fıtığı vardı, doktor mide fıtığı ameliyatının zor olduğunu, ameliyat başarılı geçse bile ağrılarının dinme olasılığının düşük olduğunu söylemiş olduğundan mide fıtığı ameliyatı olmadı, bugün akşam üzeri misafirleri de olduğu halde oturuyorduk, misafirlerle gayet normal bir şekilde konuştu, misafirler 22:00 sıralarında ayrılınca, yeğenlerine tuvalete gitmek istediğini söylemiş, ben misafirleri uğurluyordum, tuvaletini yaptıktan sonra ayağa kaldırılırken bir anda kendisini bırakmış, bilinci yerindeydi, eliyle midesini tutarak buram diye söyleniyordu, ben arabayı getirmek üzere gittiğimde bilincini yitirmiş, hastanede öldüğünü söylediler şeklindeki tanıklığı karşısında, olayla ölüm arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu genişletilmiş kurulundan rapor alınması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy