(5271 S. K. m. 62, 63, 67)
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü saat 10.15 sırasında sürücü E. K.'nın sevk ve idaresindeki otomobille İstanbul istikametinden gelip otoyol üzerinden Ankara istikametine seyri sırasında, 33. kilometre civarına geldiğinde aracının ön kısmı ile kendisi ile aynı istikametteki sanık sürücü S. K.'nın sevk ve idaresindeki kamyonun arka kısmına çarpması sonucunda, sürücü E. K. ile aracında yolcu olarak bulunan C. K.'nın öldüğü, diğer yolcu C. Ç.'nın hayati fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen sağ femur kırığı oluşacak şekilde yaralandığı,
Trafik kazası tespit tutanağı ve mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan trafik bilirkişisi raporuna göre sanığın aracını zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürme kuralını ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu olduğu,
Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise sağ şeritte normal seyir halindeki sanığın fiilinin norma uygun olması nedeniyle kusur izafe edilemeyeceği,
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda ise, olayın oluş şekli hakkında kesin kanaate varılamadığı belirtilerek, ihtimalli şekilde rapor düzenlenip; olayın sürücü sanığın sevk ve idaresindeki kamyonla sağ şeridi takiben seyri sırasında meydana geldiğinin kabulü halinde, herhangi bir kural ihlali bulunmadığından kusur atfediyelemeyeceği, sanığın emniyet şeridinden sağ şeride geçmesinin hemen akabinde olayın meydana gelmesi durumunda ise sanığın kontrolsüz şekilde sağ şeride giriş yaparak doğrultu değiştirme kuralını ihlal etmesi sebebiyle bu fiili nedeniyle asli derecede kusurlu olacağının belirtildiği, mahkemece de sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulduğu olayda;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede, düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahisle, Karayolları Fen Heyeti veya üniversitelerin ilgili birimlerinden yeniden rapor alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayini yerine çelişkili raporlara dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabilecektir. Bu nedenle 5237 sayılı TCK'da, taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesinden vazgeçilmiştir. Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması da gerekebilir, ancak, bu durumlarda dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlıdır.
5271 sayılı CMK'nın 62, 63. ve 67. maddelerinde de bilirkişinin atanması, bilirkişi raporu ve uzman mütalaası alınmasına ilişkin düzenlemelere yer verilerek çözümü uzmanlığı özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulacağı belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı unutulmamalıdır.
İnceleme konusu somut olayda; tanık C. P.'nun 05.10.2009 tarihli kolluk ve 17.03.2010 tarihli keşifte, mağdur C. Ç.'nın ise keşifte ve 06.07.2010 tarihli oturumda alınan ve olayın oluşuna uygun birbirini doğrular nitelikteki beyanlarında, sanığın kullandığı kamyon ile çarpma anından önce emniyet şeridinden kendi seyrine göre solunda kalan, yolun en sağ şeridine girmek için aniden manevra yapması nedeniyle, sağ şerit üzerinde seyir halinde bulunan E. K.'nın yönetimindeki otomobilin önünü kapatması nedeniyle olayın meydana geldiğini ifade etmeleri, sürücü E. K.'nın sanığın kullanmış olduğu aracın tampon kısmına çarpması, dosyadaki olay yeri inceleme tutanağı ile araçların fotoğraflarının incelenmesinde, ölen E. K.'nın otomobilin ön kısmının tamamen ve ağır biçimde hasarlı olmasına karşın, sanığın kullandığı kamyonun sadece arka sol tampon kısmından hafif hasarlı oluşu birlikte değerlendirildiğinde; sanık sürücü S. K.'nın sevk ve idaresindeki kamyon ile emniyet şeridinde seyri sırasında arkadan sağ şeritten gelmekte olan ölenin idaresindeki araca rağmen kontrolsüz bir şekilde sağ şeride giriş yaparak doğrultu değiştirme kuralını ihlal etmiş olması nedeniyle olayın meydana geldiği, bu oluşta sanığın asli kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, esas itibariyle bilirkişi raporları arasında çelişki olarak gözüken hususunda kabullerin farklı olmasından kaynaklandığı, oluşu belirlemenin mahkemenin yetkisinde olduğu, bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesine gerek bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin, bir nedene dayanmayan, sanık müdafiinin, sanığın kusurlu olmadığına, eksik inceleme yapıldığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
DÜZCE
AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2010/18
KARAR NO : 2010/235
SUÇ: Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA:
Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2009 tarih ve 2009/3451 esas sayılı iddianamesi ile sanığın Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma suçundan sanığın TCK nun 85/2, 53/6 maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile Mahkememize kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık S. K.'nın Mahkememizde 25.02.2010 tarihinde alınan savunmasında; Karayolları Şube Müdürlüğünde görev yaptığını, olay günüde 06 RFK .. plakalı 4X4 olan Brimont marka kamyonu kullandığını, olay günü Ankara istikametine doğru dönüş yaptığını, 1 km kadar birinci şeritte ilerlediğini, Gümüşova viyadüğünün girişinde arkasından bir kütleme sesi duyduğunu, aracın sarsıldığını gördüğünü, aracının viyadüğün orta kısmında durduğunu, gerekli müdahaleleri yapmak için aracından indiğini, yaralıların çıkartılması için gerekli işlemleri yaptıklarını, yolu trafiğe kapattıklarını, kamyonu sürmekte iken aynadan geriyi kontrol ettiğini, yapacak bir şeyinin olmadığını beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Müşteki Ü. K. Mahkememizde 25.02.2010 tarihinde alınan beyanında; Mağdur olan kendileri olduğunu, ikisinin de babalarının cenazelerine gelmekte olduklarını, kendisinin araçta olmadığını, araçta eşi ve kardeşinin bulunduğunu, Sanıktan şikayetçi olduğunu, suçtan zarar görmeleri nedeni ile müdahil olmak istediğini beyan etmiştir.
Katılan C. Ç. Mahkememizde 06.07.2010 tarihinde ve keşif sırasında alınan beyanında; kazanın meydana gelişine meydana gelen kaza nedeni ile sanık S. K.'dan şikayetçi olduğunu, kaza yapan otomobilde arka tarafta ortada oturduğunu, olayı olduğu gibi gördüğünü, ancak bugüne kadar kendisinin ifadesinin alınmadığını bu sırada yaralı olduğunu, ayağının kırıldığını, olay günü kaza mahalline yaklaştıkları zaman önlerinde birinci şeritte bir otomobil gittiğini, kendilerinin de peşinden birinci şeritte yol aldıklarını, yolun hafif ıslak durumda olduğunu, yağışın olmadığını, önlerinde giden otomobil sağında bulunan emniyet şeridinde seyretmekte olan karayollarının kamyonunu geçtikten sonra kamyon birden kendi önlerine birinci şeride doğru kırdığını, sinyal verip vermediğini, tepe lambasının yanıp yanmadığını hatırlamadığını, bayram olması nedeni ile yolun kalabalık olduğunu, kendi solundaki ikinci ve üçüncü şeritin dolu olmasına rağmen kamyondan kaçıp kornaya da basmak suret ile birinci şerit ile ikinci şeridin üstündeki çizginin üstüne geldiklerini ancak daha fazla sola gidemediklerini, çünkü araç olduğunu, kamyonda tam önlerine çıktığını, kendi bindikleri otomobilin şoförü freni basmasına rağmen mesafenin kısa olmasından dolayı duramadıklarını, kendi aralarını sağ ön tarafıyla kamyonunu sol arka teker hizasına çarptığını, olanları gördüğünü, arabanın sağ ön tarafında oturan akrabasının öldüğünü, soldaki şoför hastanede öldüğünü, kendisinin de ayağının kırıldığını, kendileri dışında aracın içinde de valizlerin olduğunu, kendi bindikleri arabanın hızlı olmadığını beyan etmiştir.
Keşif esnasında dinlenen tanık C. P. beyanında; olay günü kendisi ile beraber çalıştığı sanık S. K. ile birlikte sanığın kullandığı araçla TEM otoyolunda seyir halinde olduklarını, dava konusu kazadan önce meydana gelen bir kazadan dolayı aracı emniyet şeridine çektiklerini, kaza yapılan araca baktıklarını sonra emniyet şeridinden devam ettiklerini, önlerinde bir mesafeden sonra viyadük olduğunu, orada emniyet şeridinin olmadığını, normal hızla seyrettiklerini, emniyet şeridinden birinci şeride çıktıkları anda arkadan kendi bindikleri kamyona bir aracın çarptığını, kendisinin o sırada yola çıkılırken sinyal verilip verilmediğini hatırlamadığını ancak normal hızda normal bir şekilde yola girdiklerini, arkadan gelen arabanın çarpması sonucu kendi bindiği aracın sarsıldığını, aynı yolda devam edip viyadüğün üstünde durduklarını, sanık Sami'nin telefonla bir yerleri ararken kendisinin de araçtan inip kendilerine çarpan araçtakilere baktığını, inmelerine yardımcı olduğunu, başkalarının da yardımcı olduğunu, çarpmanın etkisiyle kendisinin de baş ağrısı olduğunum, sarsıldığını, tam kendisinde olmadığını, kendisinin birinci ifadeyi eksik verdiği anlayınca her şeyi olduğu gibi anlatacağını söylediğini, bunun üzerine şantiye şefi A. Ç. kendisine kızdığını, seninle çalışamayız dediğini, geçici işçi olduğu için arkadaşlarının kendisinden memnun olmadığını söyleyerek kendisini işten çıkardığını, kaza sırasında kendisinin gördüğü kamyonun sol arka şasesinin maktüllerden birisinin kafasını parçaladığını, çünkü otomobil kamyonunu sol arka kısmına çarptığını, otomobilinde sağ ön tarafının çökmüş durumda olduğunu, kazadan sonra arabaların zaten birbirinden ayrı ve çapraz durduğunu, kazaya karışan kamyon karayolları şantiyesinde tamir edildiğini beyan etmiştir.
Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 11.05.2010 tarih ve 2981 sayılı raporu ile; olay muvacehesinde 1.durumda sanık sürücü S. K.'nın kusursuz olduğu, 2.durumda sanık sürücü S. K.'nın asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce olay yerinde 17/03/2010 tarihinde bilirkişi vasıtası ile keşif yaptırılmıştır. Bilirkişi Mehmet Akyüzlü tarafından 02.04.2010 tarihli raporuna göre; 34 SFC .. plakalı araç sürücüsü E. K. 2918 S.K.T.K.nun 84.maddesinde yer alan sürücüler için Asli Kusurlu sayına 04 (Arkadan çarpmak), 52/1c (Yol, hava ve trafik durumları gözönüne almadan, önceki aracı güvenli bir mesafe bırakmadan takip etmek) ve 52/1b (Araçların hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) maddelerini ihlal ettiğinden, meydana gelen kazada Asli kusurlu olduğu, aynı kazada 06 RFK 30 plakalı resmi araç sürücüsü S. K. otoyolda araçların güvenli seyretmesi, yolda kalan araçlara yardımcı olma görevi başında olması ile günün önemine binaen Trafik akışının yoğun olduğu her üç şeridinde dolu olabileceği, arkadan gelen araçların hız akışını azda olsa etkileyebileceği, bu kısımda aracının hızını yol ve trafik durumuna göre yükseltmesi gerektiği, bunla ilgili 2918 S.K.Y.T.K.nuna bağlı yönetmelikte yavaş sürme ve yavaşlama; araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça, diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürmeleri, kuralını ihlal ettiği, kaza yerinde yapılan keşif ve dosya kapsamından anlaşıldığı belirtmiştir.
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 12.11.2009 tarih ve 2009/13069-4338 sayılı raporuna göre, sürücü E. K.'nın tam kusurlu, sürücü S. K.'nın kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Katılan C. Ç. hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ümraniye Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.04.2009 tarihli raporuna göre; kişide yaşamsal tehlike yaratmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığının hayat fonksiyonlarını Ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesinin 23.10.2008 tarihli raporuna göre, sanık E. K.'nın kanında alkol bulunmadığı, uyutucu ve uyuşturucu maddelerin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kocaeli C. Başsavcılığının 02.10.2008 tarihinde yaptırılan maktül E. K.'nın otopsi raporuna göre, kesin ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı olarak gelişen kafa ve göğüs kısmında meydana gelen kırıklar sonucu oluşan dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu ölümün oluştuğu tespit edilmiştir.
Düzce C. Başsavcılığının 28.09.2008 tarihinde yaptırılan maktül E. K.'nın otopsi raporuna göre, kesin ölüm sebebinin genel vücut travmasına bağlı olarak gelişen solunum yetmezliği ve dolaşım yetmezliği sonucu gerçekleşen ölüm olduğu tespit edilmiştir.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; Suç Tarihinde sanık S. K.'nın sevk ve idaresindeki kamyon ile tem otoyolu üzerinden Ankara istikametine doğru emniyet şeridinde seyrettiği esnada yine aynı yönde sağ şeritten gelmekte olan maktül E. K.'nın sevk ve idaresindeki otoya sağ şeride emniyet şeridine kontrolsüz giriş yaparak hatalı doğrultu değiştirme kurulanı İhlal etmesi nedeniyle kamyona maktül E.'in otosunun çarpması neticesinde oto içerisindeki sürücü E. K. ve yolcu C. K. ile müşteki C. Ç.'nın vücudunda kemik kırılığı oluşur şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, kazanın meydana gelmesinde sanık S. K.'nın asli kusurlu olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunun sanığın kusurlu olduğuna ilişkin şıkkı içerir görüşünün olayın birebir tanıkları olan C. ve diğer tanık C. P.'nun beyanında anlaşıldığından sanığın 5237 S. TCK.nun 85/2,53/6 mad gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE VE KANAAT:
A) SÜBUT YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Suç tarihinde sanık S. K.'nın sevk ve idaresindeki kamyon ile tem otoyolu üzerinden Ankara istikametine doğru emniyet şeridinde seyrettiği esnada yine aynı yönde sağ şeritten gelmekte olan maktül E. K.'nın sevk ve idaresindeki otoya sağ şeride emniyet şeridine kontrolsüz giriş yaparak hatalı doğrultu değiştirme kurulanı ihlal etmesi nedeniyle kamyona maktül E.'in otosunun çarpması neticesinde oto içerisindeki sürücü E. K. ve yolcu C. K. ile müşteki C. Ç.'nın vücudunda kemik kırığı oluşur şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Meydana gelen bu trafik kazası ile ilgili olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 11.05.2010 tarihli raporda, 2. duruma göre sanığın emniyet şeridinden sağ şeride geçmesinin hemen akabinde olayın meydana geldiğinin kabulü halinde;
A-Sanık sürücü S. K. sevk ve idaresindeki kamyonla emniyet şeridinde seyri sırasında arkadan, sağ şeritten, gelmekte olan müteveffa idaresindeki araca rağmen kontrolsüz bir şekilde sağ şeride giriş yaparak hatalı doğrultu değiştirme kural ihlali ile neden olduğu olayda asli kusurlu olduğu,
B-Müteveffa sürücü E. K. sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında emniyet şeridinde gitmekte olan sanık idaresindeki aracı fark ettiğinde yolun durumunu da dikkate alarak müteyakkız olması, yoldaki varlığını belli edecek şekilde ikazda bulunması, fren tatbik ederek aracının hızını düşürmeye çalışması gerektiği halde bahsedilen bu hususlara riayet etmemiş ve önüne çıkan sanık idaresindeki araca önlemsiz vaziyette çarpmış olup tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişilere uygulanacak hükümler bilirkişinin atanması, bilirkişi raporu ve uzman mütalaası, CMK.nun 62, 63 ve 67.maddelerinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere bilirkişi raporu mahkemece delillerin değerlendirilmesi vasıtalarından biri olup, somut olayın özelliğine göre mahkeme bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdire sahip olan merciidir. Ayrıca mahkeme heyeti birbirleri ile çelişen raporların çelişkilerini gidermeleri ve kararında red gerekçelerini beyan etmelidir.
Somut olayda, kazanın meydana geliş saati, maktül sürücü E.'in alkolsüz olduğunun rapor ile sabit olması, arkadan sanığın kullanmış olduğu araca sanığın müterafik kusuru olmaksızın çarpmasının olayın ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, sanığın en azından aracını yavaş sürmesinin kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu, tanık olarak dinlenen müdahil C.'ın beyanı, tanık C.'ın beyanı değişmiş ise de, sanığın işveren sıfatının bulunmaması, 05.10.2009 tarihli kolluk beyanı ile keşifteki beyanının örtüşmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık sürücü S. K.'nın sevk ve idaresindeki kamyon ile emniyet şeridinde seyri sırasında arkadan sağ şeritten gelmekte olan müteveffa idaresindeki araca rağmen kontrolsüz bir şekilde sağ şeride giriş yaparak hatalı doğrultu değiştirme kuralını ihlal etmiş olması nedeniyle asli kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B) CEZANIN BELİRLENMESİ VE BİREYSELLEŞTİRİLMESİNDE MAHKEMEMİZİN KANAATİ:
TCK.nun 61 maddesi cezaların belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi üst başlıklı olup, hakimin somut olayda suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar suçun işlediği zaman ve yer suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen veya tehlikenin ağırlığına, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığına, güttüğü amaç ve saike göre cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyeceğini öngörmektedir.
Somut olayda sanık S. K.'nın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın şahsi ve sosyal durumu, eylemini işleyiş biçimi dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık savunması, katılan beyanı, mahallinde yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporları gözetilerek somut olayda TCK nun 22/4 maddesinde yazılı bilinçli taksir koşullarının oluşmadığından uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın duruşmalarda gözlenen hali, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak hakkında takdiri indirim sebeplerinin var olduğu sonucuna varılmakla cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına,
Sanık S. K.'nın yargılama sürecindeki tutum ve davranışı, mağdur tarafın sanık hakkında şikayetlerinin halen devam etmesi dikkate alınarak verilen uzun süreli şahsi hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 S.TCK nun 50. maddesi uyarınca takdiren kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına,
Sanığın eyleminin taksirli suç olması nedeni ile TCK nun 53/1 maddesindeki yazılı belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına yer olmadığına,
Sanığın sürücü belgesinin TCK nun 53/6 maddesi uyarınca takdiren 2 yıl süre ile geri alınmasına karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle,
Sanık S. K.’nın sabit görülen taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan eylemine uyan 5237 S.TCK nun 85/2 maddesi gereğince sanığın şahsi ve sosyal durumu, eylemini işleyiş biçimi dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
Sanık savunması, katılan beyanı, mahallinde yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporları gözetilerek somut olayda TCK nun 22/4 maddesinde yazılı bilinçli taksir koşullarının oluşmadığından uygulanmasına YEROLMADIĞINA,
Sanığın duruşmalarda gözlenen hali, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak hakkında takdiri indirim sebeplerinin var olduğu sonucuna varılmakla cezasından 5237 S.TCK nun 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın bu cezasından yasal ya da takdiri sebeplerle başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Sanık S. K.'nın yargılama sürecindeki tutum ve davranışı, mağdur tarafın sanık hakkında şikayetlerinin halen devam etmesi dikkate alınarak verilen uzun süreli şahsi hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 S.TCK nun 50 maddesi uyarınca takdiren kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine YER OLMADIĞINA,
Sanığın eyleminin taksirli suç olması nedeni ile TCK nun 53/1 maddesindeki yazılı belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına yer olmadığına,
Sanığın sürücü belgesinin TCK nun 53/6 maddesi uyarınca takdiren 2 yıl süre ile GERİ ALINMASINA,
Katılanlar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından yürürlükteki avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 2000 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan tarafa ÖDENMESİNE,
Yargılama sırasında mahkememizce re’sen yapılan sanığın sarfına sebep olduğu aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderinin sanıktan TAHSİLİNE,
Kararın tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren mahkememize veya eş değer bir mahkemeye ya da Mahkeme katibine tutanağa geçirilmek sureti ile 7 gün içerisinde mahkemeye başvurmak veya dilekçe vermek suretiyle Yargıtay nezdinde TEMYİZ EDİLEBİLECEĞİNE,
Yasa yolları açık olmak üzere iddia makamından C. Savcısı Rahmi ŞAHSUVAROĞLU (119216)'nun huzuru ile sanık, sanık vekili, katılan C. Ç., katılan vekili Av. Ali Dilber'in yüzlerine karşı, diğer katılanın yokluğunda, temyiz yolu açık olmak üzere isteğe uygun olarak oybirliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen tefhim olundu. 06.07.2010 (¤¤)