(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 134) (5235 S. K. m. 11)
Dava: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık M. Ç.'in beraatine ilişkin hüküm katılan vekili; sanık A. Ç.'in mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: A) Sanık M. Ç.'in beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonucunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanık A. Ç.'in mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve ailesiyle aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanığın, kendisine yönelecek muhtemel haksız saldırılara delil hazırlamak ve kişisel güvenliğini korumak amacıyla, iki katlı evinin ikinci katında yer alan pencerenin sağına ve soluna yerleştirdiği iki adet kameranın yönünü sokağı görür şekilde ayarladığı halde, aynı katın balkon kısmına yerleştirdiği kameranın yönünü, katılanın ailesiyle beraber oturdukları konutun önünde yer alan etrafı tel örgüyle çevrili bahçeye doğru çevirerek, sürekli ve kesintisiz şekilde çekim yapması şeklinde gelişen olayda, sanık müdafiinin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına, katılan vekilinin eksik incelemeyle karar verildiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, aynı maddenin 6. fıkrasındaki koşullar irdelenip, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte isabetle değerlendirilerek, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği nazara alınmadan, sanığın yargılama süreci içerisindeki hal ve davranışları olumlu görülerek cezasında takdiri indirime gidildiğinin belirtilmesi karşısında çelişki oluşturacağı da düşünülmeden, dosya içeriğiyle bağdaşmayan yazılı gerekçeyle sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanmamasına karar verilmesi,
2- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 81. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)