(5237 S. K. m. 50, 51, 89, 179)
Dava: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine dair hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içeriğine ve oluşa göre; suç tarihinde. 153 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, yönetimindeki araçla tek yönlü yola ters yönden girerek mağdurun kullandığı araca çarparak mağdurun sol medial malleolde minimal deplase fraktür ve sağ ayak 2-3 metakarp kırığına neden olacak ve bu sebeple T.C.K.nin 89/2-b maddesi kapsamında kalacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, olay nedeniyle, mağdur 6.10.2010 tarihli celsede, sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiş ise de, 5237 Sayılı T.C.K.nin 89/5. maddesine göre, taksirle yaralama suçunun bilinçli taksirle işlenmesi halinde, yalnızca T.C.K.nin 89/1. maddesinde kalan taksirle yaralama suçları açısından şikayetten vazgeçmenin sonuç doğurabileceği, mağdurun T.C.K.nin 89/2 maddesi kapsamında yaralandığı için vazgeçmenin sanığın durumun etkilemeyeceği, sanığın alkollü araç kullanmak ve yola ters yönden girmek suretiyle mağdurun nitelikli şekilde yaralanmasına neden olması şeklinde gerçekleşen eyleminde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, ancak bir fiil birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın eyleminin zarar suçu niteliğinde olduğu da değerlendirilerek taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi.
Kabule göre de;
1-) T.C.K.nin 179/3-2. maddelerinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olduğu ve 153 promil alkollü olduğu halde araç kullanarak tek yönlü yola ters yönden girip kendi şeridinde seyreden mağdurun aracına çarparak mağdurun yaralanmasına ve aracında maddi hasar oluşmasına neden olarak başkalarının can ve malvarlığı için tehlikeli bir sonuç meydana getiren sanık hakkında olası kast hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-) Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan sanık hakkında tayin edilen 16 gün hapis cezasının 5237 Sayılı T.C.K.nin 50/3. maddesi uyarınca maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu, T.C.K.nin 50 ve 51. maddelerinin her ikisi de kişiselleştirme kurumu ve birbirlerine karşı öncelikleri bulunmamakta ise de, mecburi olan hükümlerin, taktiri hükümlerden önce uygulanacağı, Kanunun 50/3. fıkrasındaki düzenleme uyarınca öncelikle 50/1. maddesinin uygulanmasının gerektiği nazara alınmaksızın hükmedilen 16 gün hapis cezasının T.C.K.nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesi.
Sonuç: Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı C.M.U.K.un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, C.M.U.K.un 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkının gözetilmesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy