(5237 S. K. m. 89)
Dava: Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre; katılanın 16 haftalık hamile iken yapılan üçlü tarama testi sonucu down sendromu riskinin yüksek çıkması nedeniyle, 14.02.2008 tarihinde amniosentez işleminin uygulandığı, daha sonra 19.02.2008 tarihinde katılanın düşük yaptığı, katılanın, sanık doktorun söz konusu işlem sırasında kendisinden 3 adet iğne ile 3'er defadan 9 defa sıvı almaya çalıştığını, ancak alamadığını beyan ettiği, sanığın ise soruşturma aşamasında alınan beyanında; ambien sıvısını 9 farklı yerden iğne ile aldığı iddiasını kabul etmediğini, sıvıyı almak için iğne ile bir yere müdahalede bulunulacağını, buradan değişik derinlik seviyelerinde alınmaya çalışılacağını, katılana en fazla iki ya da üç kez iğne ile müdahale ederek sıvı almaya çalışmış olabileceğini beyan ettiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 11.12.2009 tarihli raporunda; müştekinin 13/02/2008 tarihli üçlü test sonucunda dowm sendromu riskinin 1:108 olarak tespit edildiğinin, amniosentez önerildiğinin, amniosentez endikasyonunun doğru olduğunun, bu tür işlemlerin tek uygulamada dahi %1 oranında düşükle sonuçlanma ihtimalinin bulunduğunun tıbbı liberatürlerde kayıtlı olduğunun, bu hususta hekimin gebeyi bilgilendirmesi gerektiğinin, ancak birden fazla girişimin uterustatravma yaratarak düşük riskini arttırabileceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının tartışmayı gerektirmeyecek şekilde kesin bir biçimde saptanması amacıyla amniosentez işleminin birden çok kez uygulanması durumunun düşük ihtimalini arttırıp arttırmayacağı ve bu işlemin literatürde birden çok kez uygulanmasının kabul edilebilir olup olmadığı hususlarında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, sanığın olay nedeniyle tıbbi açıdan kusurlu bulunup bulunmadığının sanığın savunması ve önceki rapor da irdelenerek sanığın eylemi ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının her türlü şüpheden uzak biçimde saptanması için üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşan bilirkişi kurulunda rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 01.11.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy