(5237 S. K. m. 61, 257) (5271 S. K. m. 232) (1412 S. K. m. 321)
Dava ve Karar: Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kusura, eksik incelemeye, sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.) Oluşa ve dosya kapsamına göre, 28.08.2005 tarihinde Harran ilçesinde sokakta oyun oynadığı esnada sahipsiz bir köpek tarafından baş bölgesinden ısırılan 2000 doğumlu ölenin, anne ve babası katılanlar tarafından aynı gün saat 17.45'te Harran Devlet Hastanesine götürüldüğü, Dr. R. Ö. tarafından kuduz aşısı yapılan hastanede kuduz İmmünglobülini bulunmaması sebebiyle Şanlıurfa Devlet Hastanesine sevkedilen ölenin, aynı gün saat 19:21'de Şanlıurfa Devlet Hastanesinde Dr. İ. T. tarafından muayene edilerek Sağlık Bakanlığınca 09.05.2001 tarih ve 7755 sayı ile yayımlanan Kuduz Koruma ve Kontrol Yönergesi uyarınca Kuduz Riskli Temas sonrası proflaksi yaklaşımlarında Kuduz Aşısı ile birlikte Kuduz İmmünglobülini uygulamasının şart olduğunun belirtilmesine ve bu hususun tıbbi açıdan zorunlu olmasına karşın Kuduz İmmünglobülini uygulanmadan Gaziantep Özel Sani Konukoğlu Hastanesine sevkedildiği, ölenin, özel hastanede pratisyen hekim olarak çalışan Dr. M. B. tarafından kabul edildiği, plastik cerrahi konsültasyonu istendiği, bunun üzerine ölenin aynı hastanede Plastik Cerrahi Uzmanı olarak çalışan sanık Dr Ö. K. tarafından hastaneye yatışının yapıldığı ve acil ameliyata alınarak GAA irrigasyon, sütürasyon ve septum onarımının yapıldığı, 29.08.2005 tarihinde pansuman ve kuduz proflaksisi devam ettirilmek üzere taburcu edildiği, ölenin taburcu edildikten 15 gün sonra 13.09.2005 tarihinde yaşamını kaybetmesi şeklinde gelişen ve Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 11/04/2007 tarihli raporuna göre kesin ölüm sebebi kuduz olarak belirlenen olayda; Sağlık Bakanlığınca 09.05.2001 tarih ve 7755 sayı ile yayımlanan Kuduz Koruma ve Kontrol Yönergesi uyarınca Kuduz Riskli Temas sonrası proflaksi yaklaşımlarında Kuduz Aşısı ile birlikte Kuduz İmmünglobülini uygulamasının şart olduğunun belirtilmesine ve bu hususun tıbbi açıdan zorunlu olmasına,
Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 16/07/208 tarihli raporunda belirtildiği üzere, kuduzda uygun yara bakımı yapılıp, birlikte aşı ve immuglobuline başlanıp bunların da eksiksiz yapıldığı durumlarda tam korunmanın mümkün olduğu, bunlardan birinde eksiklik olması durumunda özellikle beyine yakın baş yaralanmalarında kuduz gelişebileceği, sanık tarafından hasta yakınları yara çevresine immunglobulin yapıldığını belirttikleri için kişiyi immunglobulin yapılmış olarak kabul ettiğinin anlaşıldığı ancak hekimin sözlü beyana göre hareket etmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, ölene kuduz immunglobulini tatbik edilip edilmediğini belirlemek amacıyla gerekli tetkikleri yapmayan ve bu konuda ihmal gösteren sanığın eyleminin taksirle öldürme suçunu oluşturmayacağı, ölene gerekli müdahalenin yapılmayarak tıbbi yardımın geciktirilmesi suretiyle mağduriyete neden olunması şeklindeki eylemin TCK'nın 257/2. maddesine uygun suçu oluşturacağı ve hukuki durumun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.) Gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi ve ''Gaziantep'' olan suç yerinin, ''Ş. Urfa'' olarak yazılması suretiyle CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması
Kabule göre de;
1.) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (f) bendinde yer alan "kastın ağırlığı" ve (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2.) Koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
3.) Sanık hakkında, 1 yıl süreyle meslekten men cezası verilirken uygulama maddesinin gösterilmemesi sureti ile CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına, 03.07.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy