(AİHS m. 5) (2709 S. K. m. 19, 40, 90) (5271 S. K. m. 141, 142, 143, 144) (5237 S. K. m. 62, 191)
Dava: Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Anayasanın kişi hürriyeti ve güvenliği alt başlığında yer alan 19 uncu maddesinde: Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir. Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir. ve aynı şekilde 40/son maddesinde de Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. hükümleri bulunmaktadır.
Yine Anayasanın 90. maddesinde Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu durumda sorunun çözümünde yetersiz kalan 466 sayılı Kanun ve CMK'nın 141-144 üncü maddeleri yerine yukarda açıklandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi doğrultusunda sorunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin onayladığı İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye'yle ilgili vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çözmek gerekir.
Bu itibarla; 2709 sayılı TC. Anayasası'nın 19/son, 40/son ve 90. maddeleri gereğince iç hukuk kapsamında kanun hükmünde bağlayıcılığı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5 inci maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı düzenlemeleriyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına göre, davacının koruma tedbirine konu mahkum olduğu ceza davasında tutuklu kaldığı sürenin sonuç olarak tayin edilen ceza miktarı nazara alındığında bu sürenin çok uzun olduğu ve adı geçen Sözleşmenin 5/3 üncü maddesine aykırılık oluşturduğu kabul edildiğinden mahkemenin gerekçesinde açıkladığı koşullu salıverme tarihiyle tahliye tarihi arasındaki sürenin haksız tutuklamaya konu olduğu yönündeki kabulü isabetli bulunmuş tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Davacı vekili; davacı müvekkilinin 14.04.2008 tarihinde tutuklanıp, 16.02.2010 tarihinde tahliye olduğunu, yargılandığı suçtan 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası aldığını, suç 5275 sayılı infaz yasasından yararlanarak erken tahliye olması gerektiği, tutuklu kalması ve davanın uzun sürmesi nedeniyle 323 gün süreyle fazladan cezaevinde kaldığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.
Tazminat davasının dayanağını teşkil eden Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/398 Esas, 2010/56 Karar sayılı ilamıyla davacının Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan 14.04.2008 tarihinde tutuklandığı ve 16.02.2010 tarihine kadar 1 yıl 10 ay 8 gün süreyle tutuklu kaldığı, yargılama sonucunda eyleminin uyuşturucu madde kullanma suçuna dönüştüğü belirlenerek TCK'nın 191/2, 62 nci maddeleri uygulanmak suretiyle 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezasına hükmedildiği ve anılan ilamın temyiz edilmeksizin 24.02.2010 tarihinde kesinleştiği, ceza dava dosyası içerisindeki müddetnameye göre davacının anılan suçtan koşullu salıverilme tarihinin 02.04.2009 olduğu ve bu tarihte tahliye edildiği, 16.02.2010 tarihi arasında toplam 320 gün fazladan tutuklu kalınan sürenin tazminat istemine konu kabul edilmesi gerektiği, hükmün gerekçesinin de bu yönde olduğu anlaşılmasına rağmen, toplam tutukluluk süresi üzerinden maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması, manevi tazminat tayininde ise hangi sürenin hükme esas alındığının açıklanmaması ayrıca asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmiş olması karşısında, hesaplamada hafta sonu, dini ve milli bayram tatilleri nedeniyle indirim yapılması,
Sonuç: Kanuna aykırı olup, davacı vekiliyle davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy