(5237 S. K. m. 58, 125, 134, 136, 273) (5271 S. K. m. 171, 226, 232) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 321)
Dava ve Karar: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan, Hakaret suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; ilk öğretim okulunda öğretmen olarak çalışmakta olan katılanın vesikalık fotoğrafının, onun bilgisi dışında, sanığın yazı işleri koordinatörü ve sorumlusu olduğu Posta Gazetesinin 23.11.2005 tarihli nüshasının 15. sayfasında, "Nazlı öğrencileri biraz abartmış!" başlıklı haberde yayınlandığı olayda; kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin, rızası dışında ifşa edilmesi, 5237 sayılı TCK'nın 134/2 nci maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında düzenlendiğinden, söz konusu fotoğrafın, 5237 sayılı TCK'nın 136/1 inci maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan "kişisel veri" olarak kabul edilemeyeceği; kişilik haklarından olan kişinin fotoğrafının rızaya aykırı olarak kullanılmasının kişilik hakkının ihlali olabileceği, böylece sanığın eyleminin özel hukuk yaptırımlarını gerektirebileceği; ancak, söz konusu kişilik hakkının ihlalinin, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaya yetmeyeceği; zira, bahse konu fotoğraf içeriğinin, özel hayat kapsamında değerlendirilebilecek, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına dair görüntü niteliğinde olmadığı, bu itibarla katılanın özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği anlaşılmakla, yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6 ncı maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 s. Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322 nci maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 1 numaralı hükümde yer alan "müsnet suçtan" ibaresinden sonra gelmek üzere hükme "5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince" ibaresinin ilave edilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
B) Mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2002 tarih, 2002/275 esas, 2002/491 sayılı kararıyla, 29.08.1999 tarihinde işlediği sabit görülen hakaret suçundan dolayı 765 sayılı TCK'nın 482/4, 273, 647 s. Kanunun 4 üncü maddeleri gereğince 320.000.000 TL ağır para cezası mahkumiyetini içerir ilamın 21.04.2004 tarihinde kesinleştiği ve sanığın sabit görülen hakaret suçunu 23.11.2005 tarihinde işlediği, sözü geçen ilamla sanığa hükmolunan para cezasının, 647 s. Kanunun 4 üncü maddesi gereğince hapisten çevrildiği ve kesin nitelikte olmadığı, böylece 5237 sayılı TCK'nın 58 inci maddesinde öngörülen tekerrür koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, "Sanığın adli sicil kaydında yer alan sabıkasının para cezasına ilişkin bulunduğu gözetilmeden koşulları bulunmadığı halde, 5237 sayılı TCY.nın 58 inci maddesinin uygulanmasına karar verilmesi," nedeniyle hükmün bozulması ve tekerrür uygulamasına ilişkin kısmın çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanması istemini içeren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, "Nazlı öğrencileri biraz abartmış!" başlıklı haberde, ilk öğretim okulunda öğretmen olarak çalışmakta olan katılanın, yere atılan cips paketini öğrencisine ağzıyla aldırmaya çalıştığı ve öğrencilere sıra dayağı attığı iddiasıyla öğrenci velileri tarafından şikayet edildiği ve hakkında idari soruşturma başlatıldığının belirtildiği, Konya Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişleri Başkanlığının 06.02.2006 tarihli raporu ve dosya içeriği itibariyle haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğu, verilişinde de kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu; ancak, söz konusu olayların şikayet konusu edildiği tarihle gazetenin yayınlandığı tarih arasındaki yaklaşık iki haftalık yeterli süre içerisinde, gerekli araştırma yapıldığı takdirde, iddiaya konu eylemlerden dolayı tedavi gören herhangi bir öğrenci olmadığı belirlenebilecekken, hiçbir nesnel olguya dayanmadan, "Bazı öğrencilerin ise yaşadıkları şiddet nedeniyle psikolojik tedavi gördüğü bildirildi." şeklinde, katılanın, toplum nazarında, aşırı şiddet uygulayan bir kişi olarak algılanmasına neden olan, onur, şeref ve saygınlığını rencide eden ifadelere de yer verilerek, ölçülülük ilkesinin ihlal edilmiş olması karşısında, konunun okuyucuya aktarılması sırasında, eylemi hukuka uygun kılan basının haber verme hakkı sınırlarının aşıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin sübuta ilişkin, katılanın bir nedene dayanmayan yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- 5271 sayılı CMK'nın 226/2 nci maddesi uyarınca iddianamede yer almayan 5237 sayılı TCK'nın 58 inci maddesinin uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı,
2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 6352 s. Kanunun Geçici 1 inci maddesinin, "31.12.2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a) Soruşturma evresinde, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir." hükmü uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 125/2 nci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1 inci maddesinde öngörülen cezaların türü ve miktarına göre, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 s. Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy