Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair ek karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı ve benzer kararlarında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
İncelenen dosyada; sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen 21/06/2016 tarihli kararda, temyiz süresinin, kararın açıklanmasından/tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı belirtilerek temyiz süresinin başlaması ile ilgili olarak sanık müdafiinin yanıltıldığı, dosya kapsamı ve UYAP sisteminden yapılan incelemede sanık müdafiine gerekçeli karar tebliğinin de yapılmadığı, her ne kadar sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde 22/06/2016 tarihinde mahkemeye temyiz-süre tutum dilekçesi verdiğini beyan etmişse de dosya kapsamından bu dilekçeye de rastlanılmadığı, açıklanan sebeplerle sanık müdafiinin öğrenme üzerine kararı temyiz ettiği, 24/10/2016 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, tebliğnamenin ek kararın onanması görüşüne iştirak edilmeyerek ve 31/10/2016 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK'nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli olmaması nedeniyle, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, hürriyeti bağlayıcı cezayı adli para cezasına çevirmenin yasal dayanağını oluşturan TCK'nın 50/4. maddesinin gösterilmemesi,
2-Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ihtaratı ile yetinilmesi gerekirken, “taksirlerden birisi süresinde ödenmediğinde geri kalanının tamamen tahsiline,” karar verilmesi ve paraya çevirme ve taksitlendirmeye ilişkin uygulama maddesi fıkralarının gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 3 paragrafında yer alan "TCK'nın 50 maddesi" ibaresinin "TCK'nın 50/4-1.a maddeleri" şeklinde, aynı paragrafta yer alan "aynı yasanın 52 maddesi" ibaresinin "aynı Yasanın 52/2. maddesi" şeklinde değiştirilmesi, hükmün 5. paragrafındaki "tahsiline" ibaresinin "tahsil edileceğinin" şeklinde ve "TCK’nın 52 nci maddesi" ibaresinin "TCK'nın 52/4. maddesi" şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy