Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Taksirle ölüme neden olma suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 85/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli ve 2017/317 esas, 2018/613 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2018 tarihli ve 2018/1030 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, merci tarafından sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının var olup olmadığına ilişkin olarak ceza miktarı, adlî sicil kaydı ve somut zarar bulunmamasına ilişkin sınırlı bir inceleme yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 karar sayılı ilâmıyla itiraz merciinin sadece şeklî olarak değil, hem maddî olay, hem de hukukî yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, itiraz merci Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesince işin esası hakkında da inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01/11/2019 gün ve 94660652-105-34-12354-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2019 tarihli ve 2019/107587 sayılı ihbarnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.06.2019 tarihli ve 2016/7-1413 esas, 2019/489 karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz başvurusu üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK'nın 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması durumunda hak arama özgürlüğü ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin) 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında, itiraz merciinin CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, suç nitelendirmesinin doğru yapılıp yapılmadığı, mevcut delillerin mahkumiyete yeterli nitelikte bulunup bulunmadığı, eksik inceleme sonucu karar verilip verilmediği, hükmedilen hapis ve/veya adli para cezası yanında, uygulanmasına karar verilen güvenlik tedbirleri, vekalet ücreti gibi hususlarda yerel mahkeme kararının isabetli olup olmadığı vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanık müdafinin, sanığın kusuru olmadığına , dosya kapsamındaki maddi gerçekliğe aykırı olarak kusur durumlarına göre hareketle netice arasındaki nedensellik bağının kesildiği gözetilmeden ve usuli olarak hatalı bir şekilde müvekkiline son sözü sorulmadan, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken hatalı olarak taksirle ölüme neden olmak suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilerek CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğine ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin itirazı üzerine, itiraz merciince, CMK'nın 231. maddesinde sayılan koşulların bulunup bulunmadığının tespiti yanında, itiraza konu karar hem maddi hem de hukuki yönden değerlendirilerek, hukuka aykırılık saptanması halinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle itiraz kabul edilip, yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, sadece CMK'nın 231. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı ve şekli olarak inceleme yapılıp, davanın esasına ilişkin itirazlara bakma yetkilerinin bulunmadığından bahisle maddi olay ve hukuki yönden irdelemeye yer vermeyen yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2017/317 esas, 2018/613 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ve 2018/1030 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy