Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK'nın 89/4, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü saat 08:00 sıralarında sanık ...'in sevk ve idaresindeki aracıyla seyir halindeyken hakkında ek kovuşturma olmadığına dair karar verilen...'un aracıyla çarpışmaları sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği,...'un aracında bulunan ...'in yaralanmasının ... Adli Tıp Müdürlüğünün 08/07/2014 tarih ve 2014/2301-2302 sayılı adli raporuna göre basit tıbbi müdahale giderilebilecek nitelikte olmadığı, çıkığa neden olduğu, acromio clavicüler çıkığının yaşam fonksiyonlarını 2 (iki) orta derecede etkilediği, ...'ın yaralanmasının ... Adli Tıp Kurumunun 22/12/2014 tarih ve 2014/2301-K sayılı adli raporuna göre yaralanmasının basit tıbbi müdahale gideribilecek nitelikte olmadığı, kemik kırıklarına neden olduğunu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarınına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında, birden fazla kırık olması nedeni ile skorlama yapılarak, şahısta saptanan sternum kırığı, 2 adet kot kırıığı, 1 adet vertebra transvers proces kırığının müştereken, hayat fonksiyonlarını 4 (dört) ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu olay sebebi ile alınan bilirkişi raporlarında sanığın, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan tali kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün 1. bendinde yer alan "sanığın güttüğü saik ve amaç nazara alınarak" ibaresinin hükümden çıkartılması, suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy