Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b, 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, tarafların kovuşturma aşamasında uzlaşamadıklarını beyan ettikleri anlaşıldığından, tebliğnamedeki CMK’nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri uygulanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine dair bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafin ve katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Dosya içeriğine göre, olay günü gündüz vakti sanığın 3 saat sonra alınan doktor raporuna göre 89 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki fiber tekne ile seyri sırasında yüzme yasağına rağmen deniz trafiğine açık alanda izinsiz, işaret ve işaretçisiz olarak eller, ayaklar ve baş hariç tüm vücudu kaplayan tam boy mayo tabir edilen koyu renk kıyafet ile yüzen katılana çarpması neticesinde katılanın 6. derece kemik kırığı ile yaralanması ile sonuçlanan olayda, herhangi bir kural ihlali bulunduğuna dair hakkında delil bulunmayan sanığın alkollü olmasının tek başına taksirle yaralama suçundan mahkumiyet için yeterli olmayacağı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Sanığın idaresindeki fiber tekne ile saat 18.30 sıralarında kazaya neden olduğu ve 21.51 sıralarında yapılan alkolmetre ölçümünde 0,89 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0.15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği; somut olayda kaza anı itibari ile sanığın yaklaşık 134 promil alkollü olduğu dikkate alındığında, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun yerleşmiş raporlarında 100 ve üzerindeki promil olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğinin kabul edilmesi ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19.ncu maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/6. maddesinde 100 promilin üzerinde alkol aldıktan sonra araç kullanılması halinde TCK’nın 179/3. maddesi hükmünün uygulanacağı da belirtilmekle, sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, CMUK’un 326/son. maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı tutulmak koşuluyla, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy