Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- İmar kirliliğine neden olma suçu açısından kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Kültür ve Turizm Bakanlığının, imar kirliliğine neden olma suçu nedeniyle açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmaması karşısında; Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu açısından kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise;
Sanık ...’nun, dava konusu III. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki ... ilçesi, ... Mahallesi, 164 ada 16 parsel nolu taşınmazın maliklerinden biri olduğu, tapu kaydında dava konusu taşınmazın sit alanı olduğuna dair şerh bulunmadığı, diğer malikler tarafından sanığa vekalet verildiği, sanığın da, müteahhit olan temyiz dışı sanık ... ile 25/12/2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, sözleşme ile inşaatın projeye uygun yapılması sorumluluğunun müteahhite yüklendiği, 03/07/2014 tarihli yapı tatil zaptı ile ise; onaylı projedeki ölçülerden farklı uygulama yapıldığının tespit edildiği, mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile, proje harici imalatların toplam 7.86 metrekare olduğunun tespit edildiği,
Sanığın aşamalardaki savunmalarında; diğer hissedarların kendisine verdikleri vekaletnameye istinaden müteahhit ... ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, inşaat işlerinden anlamadığını, sözleşme ile inşaatın projeye uygun olarak yapımının müteahhite yüklendiğini, teknik konularda da bilgisinin olmadığını, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, tapudaki intikalde de kendilerine bilgi verilmediğini ileri sürdüğü, temyiz dışı sanık ...’ın da; yapılan inşaatın bütün sorumluluğunun kendisinde olduğunu, projeyi hazırlayıp Koruma Kuruluna sunduğunu ve onaylandıktan sonra inşaata başlandığını, proje ölçülerine aykırılık olduğunu şikayet ile öğrendiğini, işleri kendisinin yürüttüğünü, sanık ...’nun bu konuda bilgisi olmadığını ve ...’nun kaba inşaatı görerek geniş yapıldığını anlamasının mümkün olmadığını beyan ettiği anlaşılan dosya kapsamında;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 27/04/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy