(1086 S. K. m. 443) (2004 S. K. m. 177)
Dava: Henüz kesinleşmemiş ilama dayanan alacağın tahsili için, icrada- tacir olan borçlu aleyhine-iflas yolu ile yapılan takipte borç ödenmediğinden, İc. İf. K. 177/4. maddesince davalının doğrudan doğruya iflasına karar verilmesi isteği.
Karar : İc.İf.K.'nin sözü geçen maddesindeki ilam kelimesinden, kesinleşmiş karar anlaşılacağını, bu maddede ilam mahiyetinde belgelerden bahsedilmemesi de bunu gösterdiğine, tatbikatta da böyle hareket edildiğine, HUMK 443. maddesinde de görüşe aykırı bir hüküm bulunmadığına, zira kararın temyizi ile icra takibinin durmamasına iflas yoluyla yapılan takiplerin de dahil bulunacağının bu maddeden anlaşılamamasına, kesinleşmemiş ilam üzerine karar vermenin, bu karar ileride temyizen bozulursa, iflas eden şahıs için telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağına binaen, talebin reddine ....
Sonuç: Yargıtay İcra İflas Dairesi'nin 11.2.1966 gün ve 1547 Esas, 1486 Karar sayılı hükmü: İc. İf.K.'nin 177.maddesinin 4 üncü bendinde yer alan ilam deyiminin, Usul'ün 392'nci maddesi sarahatine rağmen kesin hüküm anlamında bulunduğunun kabulünü gerektirir kanuni sebepler gösterilmeden davanın reddi, anılan Kanun ve Usul hükümlerine aykırı ve itirazlar yerinde görüldüğünden, temyiz olunan hükmün, İc.İf.K.366 ve HUMK'nun 428'inci maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.02.1966 gününde çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy