(2004 S. K. m. 50, 62, 168, 169, 169/a, 170/b, 264, 265) (1086 S. K. m. 187, 195, 440, 442)
Dava: Alacaklı R.S.B. ile borçlu H.T.'ye müteallik olmak üzere, Altındağ İcra İşleri Tetkik Mercii'nden verilen 15.3.1968 tarih ve 17/59 sayılı kararın bozulmasını mutazammın 25.4.1968 tarih ve 4363/4219 sayılı daire ilamının, müddeti içinde tashihen tetkiki, alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya, mahallinden daireye 13.6.1968 gününde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz, dava veya takip olmayıp, ihtiyati bir tedbirden ibarettir. Davadan veya takipten evvel konulmuş ise, alacaklı mutlaka İİK'nin 264'üncü maddesinde yazılı, tamamlayıcı merasimi yerine getirmeye, bu cümleden olarak, haczin uygulanmasından, uygulama gıyabında cereyan etmiş ise haciz tutanağının tebliğinden itibaren 7 gün içinde takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecburdur. Takip talebinde bulunduğu takdirde, tercih ettiği icra yoluna göre tebliğ ettirdiği ödeme emri, borçluya bu takibin tabi olduğu prosedür uyarınca itirazda bulunma imkanı sağlar. Böyle bir itiraz, 265'inci maddede söz konusu edilen, ihtiyati haciz kararını vermiş mahkemenin görevine dahil haczin sebebine itirazdan tamamen ayrı olup, tetkik merciince incelenir.
Tetkik konusu olaya gelince; ihtiyati haczin uygulanmasını müteakip, alacaklı, bonoya müstenit alacağı için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip talebinde bulunarak borçluya 29.2.1968 tarihinde, 168'inci maddede yazılı bilgi ve ihtarı havi (163 Örnek) ödeme emri tebliğ ettirmiş, borçlu da 2.3.1968 tarihinde, yani 5 günlük süre içinde icra tetkik merciine verdiği dilekçe ile, imza inkarından gayri sebeplerle, yani icra dairesinin yetkisizliğini ileri sürerek itiraz edip, hakkındaki takibin durdurulmasını istemiştir. İmza inkarından gayri sebeplere dayanan böyle bir itirazın icra dairesine değil, tetkik merciine yapılması, itiraz kendiliğinden takibi durdurmayacağından, merci hakiminden ertelenme kararı istenmesi; 168,169, 169a maddeleri hükümlerine uygundur. Takibi durdurmayan böyle bir itirazın (170/b maddesinde 62'nci maddeye atıf yapılmadığı için) borçlu tarafından alacaklıya tebliğ ettirilmesi zorunluluğu yoktur.
Haciz yoluyla takibin umumi hükümlerine taalluk etmesi bakımından, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte uygulanması icap eden 50'nci maddede, Paraya veya teminat borcu için takip hususunda, HUMK'nun yetkiye mütedair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, ancak; takibe esas olan aktin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili bulunduğu tasrih edildikten sonra, müteakip fıkrada; (Yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte yapılacağı, hakimin önce yetki meselesini tetkik edip karara bağlıyacağı) gösterilmiştir. Bu hüküm sırf HUMK'nun 187/2 ve 195'inci maddelerinde söz konusu olan iptidai itirazın kesin sonuca bağlanmasından sonra esasa cevap verilmesi imkanını sağlayan hükümlerin uygulanmasına meydan verilmemek maksadıyla, yani; iptidai itiraz niteliğindeki yetkisizlik itirazının, esasa itirazla birlikte ve ayni süre içinde yapılıp incelenmesini temin bakımından konulmuştur. Binaenaleyh, takibin esasına itiraz etmek istemeyen borçlunun yetkisizliği, hasren itirazda bulunmasını önleyici nitelikte değildir.
Sonuç: HUMK'nun 440'ıncı maddesinde hasren tadat olunan hallerden hiçbirine uymayan ve varit görülmeyen karar düzeltme isteğinin, aynı Kanun'un 442'nci, İİK'nun 366'ncı maddeleri uyarınca reddine, kararın düzeltilmesini isteyenden takdiren elli lira para cezası alınarak hazineye gelir yazılmasına, 21.06.1968 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy