(818 S. K. m. 146, 488)
Davacı, 3.kişiye İmar Bankası'nca verilen teminat mektubuna, davalı ve diğer bir kişiyle birlikte, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, bankanın teminat mektubunu iptal ederek, bu tarihe kadar tahakkuk eden, komisyon tutarı yönünden aleyhlerine dava açıp, kendisiyle davalı hakkında müteselsil ödetme kararı aldığını ve paranın tamamını icraya kendisinin ödediğini ileri sürerek yarı payın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacı gibi kefil olduğunu, davacının kendisine değil, borcuna kefil olarak ödeme yaptığı üçüncü kişiye rücu edebileceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının da davacı gibi kefil olduğu, borcu ödeyen davacının asıl borçluya rücu etmesi gerektiği görüşü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, dava konusu uyuşmazlık Borçlar Kanununun 488. maddesinde düzenlenen birlikte kefillerin, birbirlerine rücuundan doğmaktadır. Davacı ve davalı üçüncü kişi için, banka tarafından verilen teminat mektubuna müteselsil kefil olmuşlardır. Davacı, bu kefalet sebebiyle icraya ödediği borcun yarısını diğer müteselsil kefil davalıdan, birlikte kefillerin birbirlerine rücu esasına dayanarak istemektedir.
Borçlar Kanununun 488.maddesinin 2.fıkrası, asıl borçlu ile birlikte teselsül halinde, kefiller arasında da teselsülü kabul etmiştir. Burada kanuni teselsülün varlığı söz konusudur. Maddede bu husus (kefiller, asıl borçlu ile beraber müteselsil olmaklığı iltizam etmişlerse her biri borcun tamamından mes'ul olup) şeklinde ifade olunmuştur. Borçlar Kanununun 488/2.maddesindeki bu hüküm, aynı Kanunun 146.maddesinde düzenlenen, müteselsil borçlular arasındaki rücu ilişkisinin özel bir uygulama yerinden ibarettir.
Öte yandan 488.maddede müteselsil birlikte kefillerin rücu ilişkisi açıkça düzenlendiği halde, adi birlikte kefillerin rücu durumu açıklanmamıştır. Ancak adi birlikte kefillerin birbirine rücu ilişkisini, yine kefalet hükümlerinden çıkarmak mümkündür. Payından fazla ödemede bulunan birlikte kefilin diğerlerine rücuunu halefiyet prensiplerine tabi kılmak gerekir. Ödeme ile birlikte kefil, alacaklının haklarına sahip olmaktadır. Bu haklar arasında alacaklının, diğer birlikte kefillere müracaat hakkı da mevcuttur. Eğer aksi kararlaştırılmamış ise, B.K.'nun 146.maddesi kıyas yolu ile uygulanacak, her kefil, alacaklıya yapılan ödemeden aynı payı üzerine alacak ve kendi payından fazla olan ödeme oranında, diğer birlikte kefillere rücu edecektir. (Bkz; Türk Kefalet Hukuku, Doç. Dr. Seza Reisoğlu,1964 baskı, Sh.114-121)
Davacı, davasında kefalet hükümleri çerçevesinde, halefiyete dayanarak davalıya rücu etmektedir. Davacı ve davalı müteselsil birlikte kefildirler. Adi birlikte kefil olsalar bile yukarıda açıklandığı üzere, kendi payından fazla ödeyen kefilin, diğer birlikte kefile halefiyet yolu ile rücu hakkı vardır. O halde, mahkemece davalının payına düşen tutarın ödetilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy