(6570 S. K. m. 7) (2004 S. K. m. 275, 366) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklılar vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 27.5.1985 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Takip yapanların murisi M.Ö.'ye ait taşınmazı kiralayan hakkında takip yapılan M.U., taşınmazı 29 Ekim 1984 tarihinde tahliye edeceğine dair akdi olan ve taşınmazın sahibi bulunan M.Ö.'ye taahhüt etmiş olmasına, taşınmazın taahhüt edilen tarih gelmeden 3.9.1984 tarihinde S.B. adındaki şahsa satılmış olmasına, taahhüde dayalı olarak tahliyeyi M.Ö.'nün halefi olan S.B.'nin isteyebileceğine, mülkiyetin nakliyle, mülkiyetin naklinden sonraki tahliye isteme hakkının yeni malike geçeceğine ve tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun merci kararının İİK. 366 ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, peşin alınan 500 lira onama harcının mahsubuna, bakiye 1000 lira harcın temyiz edenden alınmasına, 27.01.1986 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Takip, Karaman Birinci Noterliği'nce düzenlenen 17.8.1985 tarihli tahliye taahhüdüne dayanmaktadır. Borçlu süresinde icra dairesine yaptığı itirazında özet olarak kiralayan M. ve mirasçılarının mal sahibi olmadıklarını, mal sahibinin S.B. olduğunu, her ne kadar bir mukavele imzalanmış ise de daha sonra taşınmazın S.B.'ye devir ve temlik edildiğini, bu nedenle alacaklıların takip haklarının bulunmadığını öne sürmüştür.
Mecurun takip yapanların murisine ait olup ondan miras yoluyla takip yapanlara intikal ettiği, borçluya bir kara sözleşmesi ile kiraya verildiği, borçlu kiracının mecurda iken 17.8.1984 tarihli noterde düzenlenmiş tahliye taahhüdünü verdiği, ancak mecurun, taahhütname verilmesinden sonra 3.9.1984 tarihinde S.B.'ye devir ve temlik edildiği, yeni malikin S.B. olduğu, takibin de bu devir ve temlik işleminden sonra başladığı hususlarında bir ihtilaf yoktur.
Her ne kadar, takip talepnamesinde takip yapanlar arasında yeni malik S.B. mevcut değilse de, davacı vekili, S.B. tarafından verilen 14.11.1984 tarihli bir vekaletnameyi de ekleyerek verdiği 6.3.1985 tarihli dilekçesinde takibe yeni malik S.B.'nin de muvafakat ettiğini, borçlunun tahliyesini istediğini mecurun bu şartlarla satın alındığını beyan etmiştir.
Halli gereken sorun; mecurun mülkiyetinin devrinden sonra kira aktinde akit olan eski malikin eski kira sözleşmesine ve mülkiyetin devrinden önce, akit kiracı tarafından verilen tahliye taahhüdüne dayanarak mecurun tahliyesi için takip hakkı bulunup bulunmadığı mecurun mülkiyetinin devrinden sonra takip hakkının ancak ve sadece yeni malike ait olup olmadığı hususlarıdır.
Kira sözleşmeleri ancak taraflarını bağlar ve ancak taraflar bu akitten doğan haklarını karşılıklı olarak kullanabilirler. Kira sözleşmelerinin geçerli olması için akidin malik olması da gerekmez. Bu akte dayanarak akitte taraf olmayan mal sahibinin akitten doğan bir hakkından bahsedilemez ve akit olmadığı için bu akde dayanarak tahliye davası açamaz, takip talebinde bulunamaz. Mecurun devir ve temliki halinde ancak kiralayan eski malikin satış ile birlikte akitten doğan haklarını da yeni malike devretmesi halinde yeni malik eski malikin sözleşmeden doğan bütün haklarına da sahip olur veya yeni malik mecuru devir aldıktan sonra yeni malik sıfatı ile akitte taraf olan kiracıya ihtarname ile mecuru devir aldığını, eski malikin sözleşmeden doğan haklarını kullanacağını ihtar ederse bu halde yeni malik dava ve takip hakkına sahip olabilir.
Çoğunluğun kabulü gibi mülkiyetin nakliyle, mülkiyetin naklinden sonraki tahliye isteme hakkının doğrudan doğruya yeni malike geçici takip hakkının sadece yeni malike ait olduğu yolundaki görüşüne katılmak mümkün değildir.
Olayımızda, her ne kadar yeni malik takip talepnamesinde takip yapanlar arasında mevcut değilse de, sonradan vekili sıfatıyla verdiği dilekçesinde takibe muvafakat ettiğini tahliyeye karar verilmesini istediğini de beyan etmiş, takibe katılmıştır.
Tahliye taahhüdü noterlikçe düzenlenmiş, kira sözleşmesi inkar edilmemiştir.
Bu nedenlerle tahliyeye karar verilmek gerekir iken tahliye isteğinin reddine karar verilmesine isabet yoktur. Merci kararının bozulması gerekir.
Onama şeklinde beliren çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy