(7201 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 62) (2004 S. K. m. 21, 32)
Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 17.2.1986 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
HUMK'nun 62, 7201 sayılı Kanun'un 11. maddeleri hükmüne göre ilamda vekille temsil edildiği anlaşılan borçluya doğrudan icra emri çıkarılamaz. Bu konudaki borçlu şikayetinin kabulü gerekir iken tebligata ıttıla kesbedildiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının İİK 366 ve HUMK 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21.04.1986 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İİK'nun 24. maddesi hükmüne göre ilamlı takipte genel ilke olarak icra emrinin borçluya tebliğinde yasaya aykırılık yoktur. Zira İİK'nun 338, 338/a maddeleri gereği mal beyanında bulunma mecburiyeti ve vekilin borçlu adına bilerek mal beyanında bulunma yetkisine sahip olmadığından bu açıdan tebligatın asile yöneltilmesi yerindedir. HUMK'nun 62. maddesi ilamı alan davacı alacaklı lehine vazedilmiş bir hükümdür. Tebligat Kanunu'nun hükümlerinin olayla bir ilgisi yoktur. Davayı borçlu adına takip eden vekillerin yetki sınırları belli değildir. İcra takip seyrine katılmamışlardır.
Açıklanan durum karşısında merci kararının onanması gerekirken bozulması yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy