(2004 S. K. m. 18, 68)
Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 14.7.1986 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu süresi içinde ve takibin şekline göre usulüne uygun olarak icra dairesi nezdinde esas hakkında itirazda bulunmuştur. Bu takibin devamı, alacaklı vekilinin merciden getireceği olumlu kararın varlığına bağlıdır. Alacaklılar vekili de bu dilek ve niyetle merciye gelmiştir. Gerçi dilekçede sadece (borcun olmadığı) itirazının kaldırılması istenmiş ise de, bu isteğin muhtevası içinde yetki ve zamanaşımı itirazlarının da bulunduğu, icra memurluğunun yetkisi dışında verdiği 21.1.1986 tarihli kararın bu itirazlarının da incelenmesine engel teşkil etmeyeceği gözetilmeliydi.
Takip dayanağı senetler muhtevasına göre yetkili olarak Kayseri adli mercileri kabul edildiği gibi, borçlunun da Kayseri`de oturduğu nazara alınmak suretiyle yetki yönünden itirazın kaldırılması isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, dosyaya ve takibin şekline ve itirazın muhtevasına uygun düşmeyen gerekçe ile takibin devamını sağlar şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazı yukarıda yazılı nedenle yerinde görülmekle merci kararının İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.4.1987 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Alacaklılar tarafından muhtelif vade tarihli 4 adet kambiyo senedine dayalı olarak genel haciz yolu ile takip yapılmış, borçlu adına 49 örnek ödeme emri tebliğ edilmiş ve borçlu süresinde icra dairesine itirazda bulunarak; a) Yetkili icra dairesinin Kayseri olduğunu, b) Senetlerin zamanaşımına uğradığını, c) Borcu bulunmadığını öne sürmüştür.
İcra Memuru itiraz dilekçesini dosyasına koyarak, 21.1.1986 tarihli kararı ile 1- Borçlunun zamanaşımı ve yetki itirazının İİK. 168/5. maddesi gereğince icra tetkik mercii hakimliğine yapılması gerektiğinden nazara alınmamasına, 2- Aynı dilekçede borçlu olmadığına dair itirazda bulunduğundan bu itirazının İİK.`nun 62. maddesi gereğince alacaklı vekilinin tebliğine karar verilmiştir.
İcra memurunun bu kararında itiraz dilekçesi alacaklılar vekiline tebliğ olunmuş ve alacaklılar vekili süresinde 6.2.1986 tarihli itirazın kaldırılmasına dair dilekçeleri ile altına çizerek borçlunun borcu olmadığına dair itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İcra memurunun 21.1.1986 tarihli kararı üzerine alacaklı vekilinin bu yoldaki isteği yerindedir. Zira icra memurunca lehine olarak bir karar verilmiştir. Memurluğun bu kararı şikayet yolu ile kaldırılmadıkça tarafları bağlar niteliktedir. Alacaklının lehine verlimiş bir memur kararına karşı itiraz veya şikayet yoluna gitmesi düşünülemez. Beklenemez ve alacaklı da bu karar karşısında sadece alacağın esasına yönelik itirazın kesin olarak kaldırılması isteği ile merciye gelmiştir. Mercice alacaklının bu isteğinin nazara alınması suretiyle karar verilmesinde yasaya uymayan bir görüş yoktur. Kaldı ki, merci ancak kendisine gelen istek hakkında bir karar vermek zorundadır. İstek dışına çıkılarak zaten karar veremez. Alacaklının yerinde olan isteğinin kendi aleyhine yorumlanmasına imkan olamaz.
Ancak borçlunun 21.1.1986 tarihli memurluk kararına karşı şikayet hakkı vardır. Şikayet hakkını kullanması ve olumlu karar alması halinde memurluk kararı kaldırılır ve bundan sonra a-b bentlerindeki sebeplere dayalı olan itirazın kaldırılmasını alacaklı merciden itirazın kaldırılması yolu ile isteyebilir.
Olayın oluşuna ve 21.1.1986 tarihli memurluk kararına ve alacaklının çok açık olan isteği karşısında merci kararı doğrudur. Onanması gerekir.
Çoğunluğun bozma nedenlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy