(2004 S. K. m. 261,264)
Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekilleri
tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 2.2.1987 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK`nun 261. maddesine göre alacaklı bu kararın infazını verildiği tarihten itibaren on gün içinde isteme hak ve yetkisine sahiptir. Bu süre geçirilmeden vuku bulan başvurudan sonra fiili haciz uygulanmasının yerine getirilmesi için belli bir süre tayin edilmiş değildir.
Gerçekten borçlunun haczi kaabil mallarının tespiti açısından yazışmalara gidilebilir ve belli bir zaman dilimi geçebilir. Bu arada, ihtiyati haciz kararı nedeni ile borçluya ait bir kısım malların haczedildiği tarihte alacaklı, icra takibine geçmiş ve borçluya ödeme emri göndermiş ise, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş ise, mercice kaldırılması halinde, ihtiyati haciz işlemi kendiliğinden icrai hacze dönüşür. İİK`nun 264.maddesi hükmü ve bu maddede yazılı sürelere riayet edilmesi karşısında ödeme emrine itiraz edilmiş ve bu nedenle takibin durmuş olması hali başlamış olan ihtiyati haciz işlemlerinin yerine getirilmesini önler nitelikte sayılamaz. Zira bu haciz bir tedbir niteliğindedir. İcrai haciz sayılamaz.
Kaldı ki, aksi görüşü benimsemek mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararının fiilen uygulanmasını engellemek ve ortadan kalkmış sayılmasını sağlamak ve borçlunun bu tedbirden kurtulmak suretiyle bir kısım mallarını kaçırmak gibi arzu edilmeyen sonuçların doğmasına müsaade etmek ve cevaz vermek anlamına gelecektir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan merci kararının İİK`nun 366 ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.1.1988 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy