(2004 S. K. m. 269)
Dava: Merci kararı'nın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 16.2.1987 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1 - Alacaklı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
26.12.1986 tarihli kısa kararda (davanın kabulü ile icranın devamına) karar verilerek tefhim edildiği yazılı bulunmaktadır. Gerekçeli kararda ise tahliye ve 900.000 TL dışında kalan alacak yönünden itirazın kaldırılması isteğinin reddedildiği yazılıdır. Tefhim edilen kısa karar esas olup hakim gerekçeli kararı da buna uygun yazmak zorunluluğundadır. Bu usulü hata başlı başına bozma nedenidir.
2 - Borçlu vekilinin temyiz incelemesine gelince; takip yapan alacaklının, takip dışı üçüncü kişi durumunda olan M.B. ile birlikte kiralanan yerin 1.1.1983 başlangıç tarihli sözleşme ile borçluya kiraladığı anlaşılmaktadır. Kiralanan yerin 1/2 şer hissesinin kiralayanlara ait olduğu iddia edilmektedir. Kiralayanlardan M.B. anılan kira sözleşmesinin hitama erdiği 31.12.1985 gününü müteakip 1.1.1986'da ilk kira sözleşmesinin kiracısı borçlu ila (binanın yarı hissesine tekabül eden bölüm olarak) sözleşmede belirli yeri kiraladığı, ikinci sözleşmenin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu kerre takip yapan alacaklı ilk kira sözleşmesinin 6570 sayılı K.'nun 11. maddesine göre kendiliğinden uzadığını ve bu sözleşme gereği ikinci sözleşmenin konusunu teşkil eden kiralanan yerin 1985 ve 1986 yılına tekabül eden kira bedellerinden hissesine düşen miktarı istemektedir.
1985 yılı kira bedelinden hisseye isabet eden 900.000 TL'nin ödendiği tevsik edilmediğinden, bu bölümde itirazın kaldırılması yerindedir.
Borçlu, itirazında bu yerin malikleri arasında taksim edildiğini ve M.B.'ye isabet eden yeri onunla müstakil sözleşme yaparak kiraladığını savunmuştur. Ancak, mercii bu konuda herhangi bir araştırma yapmamıştır. Gerçekten yarı hisseye malik iki kişi arasında yasaya uygun bir taksim mevcut ve M.B.'ye isabet eden yer, borçluya kiralanmış ise, bu takdirde alacaklının 1986 yılı kira parasını istemeyeceği açıktır.
Eğer taksim keyfiyetinin yukarıda belirtilen şekilde oluştuğu ispat edilmez ise, yarı hisseye tekabül eden yerler belli olmadığından ve kiralama gibi önemli sayılan bir idari tasarrufu ancak ortak mülkün yarısından fazlasına malik olan ve sayı itibariyle çokluk teşkil eden paydaşlar birlikte yapabileceklerinden, kaldı ki sözleşmede de kira aktinin uzayacağı yolundaki şart karşısında alacaklı H.B.'nin diğer yarı pay sahibi malikin kiraladığı bu yerden kira parasının yarısını istemeye hakkı bulunduğu ve fakat tek başına tahliye talebinde olunamayacağı gözetilmek suretiyle sonuca gidilmelidir.
Sonuç: Açıklanan durum karşısında alacaklı ve borçlu vekilinin temyiz itirazının yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görülmekle merci kararının İİK 366 ve HUMK 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21.01.1988 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy