(2004 S. K. m. 269, 269/a)
Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 24.7.1989 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu takibe itiraz etmemiş olsa dahi, tahliye isteği üzerine merciide açılan duruşmada, kira parasını ödediğini öne sürebilir ve bu konuda ibraz ettiği belgelerin incelenmesi, gerçekten temerrüdün oluşup oluşmadığının tespiti gerekir.
Borçlunun, kira bedelini takipten önce veya ihtar süresi içerisinde ödemiş olması, 7 gün içinde itiraz etmemiş bulunması nedeniyle, kiracının mütemerrid olmasının kabulüne yeterli değildir. Eğer kiracı, kira parasına yukarıda belirtilen biçimde konutta teslim kaydı ile ve takipte itiraza uğramamış miktar üzerinden göndermiş ise alacaklının bu parayı almaması halinde ayrıca tevdii mahalli tayin ettirmemiş ve bu külfete katlanmamış olması nedeniyle tahliyesine karar verilemez. Bu durumda borçlunun değil, alacaklının temerrüdü söz konusudur. Nitekim bu görüş Yargıtay İçtihatları ile yerleşmiştir. Örnek verilmek gerekirse, HGK`nin 5.7.1967 tarih, 6/521 1326 sayılı, 21.3.1975 tarih, 74/3-192-411, 7.11.1980 tarih, 12/244-80/2333, 11.4.1984 tarih 1984/6-84 sayılı içtihatları gösterilebilir.
Olayda, borçlunun 95.000 TL. tutarındaki kira paralarının konutta teslim kaydı ile gönderildiği PTT Müdürü`nün 20.12.1988, 14.3.1989 tarihli yazılarında, borçlunun ibraz ettiği makbuzlarda bellidir. Ayrıca 5.000.- TL.`sının takipten önce 16.10.1988 tarihinde apartman yöneticisine tevdii edildiğine dair makbuz ibraz edilmiştir. Ana su boruları değişimi karşılığı ödenmiş bulunduğundan yükümlüsü kiralayan olmakla borçlunun bu ödemesinin de kira parasından mahsubu gerekir. Gerçi kira sözleşmesinde bina giderinin kiracıya ait olduğu şeklinde bir ibare var ise de, bu ibarenin yanında (çıkaran) deyiminin yer alması, ana gayrimenkule ait onarım giderlerinin, kiracıya yükletileceği anlamına gelmediğini göstermektedir.
Açıklanan ve dosyada mevcut delil ve belgeler dairesinde borçlunun temerrüdünden bahsedilemeyeceği, hükmünü yitirmiş içtihaddan ve saireden bahisle tahliye karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366. ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 12.2.1990 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy