(2004 S. K. m. 61)
Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 16.01.1992 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu adına çıkarılan 49 örnek ödeme emri "aynı çatı altında birlikte çalışan ve sekreter olduğunu beyan eden D.A.Ü. imzasına tebliğ edildiği" meşruhatı ile DAÜ`ye 21.06.1991 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu vekili 04.07.1991 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz etmiş, ayrıca 05.07.1991 tarihinde usulsüz yapılan tebligatın iptali ile ödeme emrinin 04.07.1991 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun kabulüne karar verilmesini istemiştir. Tebligat Kanunu`nun 13 ve Nizamnamesinin 18. maddesi gereğince tebligatın hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahtemlerinden birine yapılabilmesi için hükmi şahısları namına kendilerine tebligat yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadığının tebliğ mazbatasında belirtilmesi gerekmektedir. Böyle bir saptama yapılmadan sekretere yapılan tebligat geçerli sayılamaz. Tebligat, Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi`nin anılan maddelerine aykırı biçimde yapıldıktan sonra tebligat yapan memurun dinlenilmesi suretiyle tebligata geçerlilik kazandırılamaz, kaldı ki, tebligat yapan memurun, hükmi şahıslar namına kendisine tebligat yapılacak kimselerin iş saatlerinde işyerinde olmadığını saptadıktan sonra tebligatı adı geçene iş saatinde yaptığı konusunda açık bir beyanı da bulunmamaktadır. Mercice, bu yönler gözetilerek şikayetin kabulü gerekirken tanık beyanına dayanılarak reddedilmiş olması isabetsizdir.
Sonuç: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK`nun 366. ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.06.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy