(1086 S. K. m. 440, 442) (2004 S. K. m. 128)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının bozulmasını mutazammın 22.3.1994 tarih 2598/3651 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki Davalı vekili ve Davacılardan Cemil Cahit Güner vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 9.5.1994 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sonuç: Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan merci kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUYK. nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.366. ve HUMK.442. maddeleri uyarınca REDDİNE, kararın düzeltilmesini isteyenlerden takdiren 100.000.-er lira para cezası ile 121.600.'er lira ilam harcı alınarak hazineye gelir yazılmasına 31.05.1994 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Borçlunun hissesinin satıldığı, Pendik Ballıca Köyü Üçağaç (Göçbeyli) mevkiindeki 249 parsel nolu taşınmazın vasfı; kısmen arazi, kısmen çalılık ve orman evsafındadır ve tapu kaydına göre 705 hissedarı bulunmaktadır. Dosyada bulunan satışa esas alınan bilirkişi raporu ile önceki raporlarda da vasıflandırma bu şekildedir. Tapu kaydında arazi üzerinde bina olduğuna dair bir kayıt yoktur.
Pendik İcra Tetkik Merciinin 1993/72 esas sayılı dosyası içinde bulunan ve Pendik Tapu Sicil Müdürlüğünün 20/8/1991 tarihli yazıları ile vasıf tayini istemi üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen, 29.8.1991 tarihli bilirkişi raporunda da 249 parsel nolu taşınmazın vasıfları yukarıda açıklandığı şekilde belirlenmiş, Göçbeyli köyü yerleşim alanındaki evlerin, maliki oldukları 224 parsel üzerinden ziyade, 249 parselle olan hududa tecavüz edilerek 249 parsel sınırı içinde yerleşim yaptıkları saptanmıştır. Yani taşınmaz üzerindeki binalar borçluya ait değil, 224 parsel maliklerine aittir. Taşınmaz içinde 20x30 ebadında su deposu mevcut olduğu, taşınmazın tarım arazisi olarak ta değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Satışa esas alınan 25.8.1992 tarihli bilirkişi raporunda da; taşınmazın tapu kaydı, imar durumu, gayrimenkulün hali hazır durumu, özellikle kaynak suları, arazinin jeolojik yapısı incelenmiş, raporun IV nolu paragrafında aynen kıymet takdiri istenilen gayrimenkulün bulunduğu semt, Pendik Belediyesi mücavir alan dışında kalması, ana gayrimenkulün büyüklüğü, hisselerin çokluğu ve büyüklüğü, civar komşu köyler ile Pendik Şehir merkezine uzaklığı ve ulaşım şekli, parselin kısmen arazi, kısmen mera ve çalılık, büyük bir kısmının da çam ağaçları ve diğer orman türü ağaçlar ile kaplı olması, su kaynaklarının bulunması ve ticari yönü ile işletilmesi, günün civarda emsal olacak alım satım değerleri; rağbeti göz önünde tutularak taşınmazın birim metrekare fiyatı olarak 6000. liradan, borçlunun hisseleri toplamı, 66.734.429.343. lira kaynak haklarının tamamı da 16.345.591.000. lira olmak üzere hisseleri toplamının 83.097.960.347. lira olduğu belirlenmiştir. Yani kaynak hakları hissesinin oranı, diğer hisselere göre 1/4 nisbetindedir.
Yukarıda görüldüğü gibi bilirkişiler detaylı bir inceleme yapmışlardır.
Bozma kararında binalara değer biçilmediği belirtilmiş, oysaki bu binalar yukarıda açıklandığı gibi borçluya ait değildir. Su deposu ise satışa konu taşınmazın büyüklüğü ve borçlunun hisseleri toplamının değeri nazara alındığında, bu değeri etkileyecek nitelikte ve kıymette değildir. Taşınmaz üzerindeki ağaçlarında değerlendirmede nazara alındığı görülmektedir.
Taşınmazın hakim vasıfları (kaynak suları gibi) nazara alındığında bilirkişilerin sıfatları uygun ve ihtisasları yeterlidir.
Kaldı ki, satış hazırlığı aşamasında yapılan kıymet takdiri, satışa esas olmak üzere tesbit edilecek global ve serbest alım satıma esas olabilecek bir değerlendirmedir. Adı üstünde tahmini (muhammen) kıymettir. Bu değerlendirmenin kamulaştırma yasasının öngördüğü bir detay ve metotoda olmasına gerek yoktur. Orada bu teknikle belirlenen bedel verilerek, malikin taşınmazı elinden alınmaktadır. Oysa, cebri icrada muhammen bedel üzerinden satışa çıkan taşınmaz kanunda öngörülen koşullarda, herkesin katılabileceği bir ortamda satılmaktadır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında bozma kararının yerinde olmadığı, bilirkişi incelemesi ve raporunun bozma ilamında belirtilen eksiklikleri taşımadığı anlaşılmaktadır. Nitekim aynı taşınmaz için İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 1990/5351 esas sayılı dosyasında borçlu hakkında yapılan takipte, 8.4.1991 tarihinde yapılan kıymet takdirinde taşınmazın metrekaresine 400.-lira değer biçilmiş, borçlu bu kıymet takdirine itiraz etmemiştir. O tarihle, satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı 3.8.1992 tarihi arasında 1 sene 3 ay 25 gün, yani 2 yıldan az bir süre geçmiştir. İİK. 128. maddesine; kesinleşen kıymet takdiri için 2 yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemeyeceğine dair hüküm 25.11.1988 tarihli son değişiklikle getirilmiştir. Kaldı ki, olayımızda yeniden kıymet takdiri de yapılmıştır. O halde son bilirkişi incelemesindeki değerlendirmenin yerinde olduğu bu veriler karşısında anlaşılmaktadır.
Görülmekte olan bir dava var iken, dava dışı ve tek taraflı yaptırılan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/11 değişik iş sayılı dosyasındaki tespitin, görülmekte olan davaya etkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu tespitte alınan bilirkişi raporunda taşınmazda, sebze ziraatı yapılacağı esas alınarak kapitülasyon yöntemiyle değer tespit edilmiştir. Oysa ki taşınmazın evsafının, tarım arazisi olarak nitelendirilemeyeceği yukarıda sözü edilen 29.8.1991 tarihli bilirkişi raporunda belirtilmiştir.
Borçlu, uzunca bir süredir, 30 küsur milyarı aşan borcunu ödememekte direnmekte, hakimi ret etmekte (ki bu ret talebi, ret edilmiş, Yargıtay'ca da onanmıştır), bilirkişileri şikayet etmekte, işi sürüncemede bırakmak gayreti içinde bulunmaktadır. Alacaklı büyük miktarlara bağlı olan alacağını alamamakta, yüksek enflasyon karşısında büyük kayba uğramaktadır.
Takip hukuku (cebri İcra)nın amacı, alacaklının alacağının kısa sürede tahsilini sağlamaktır. 28.2.1992 tarihinde başlayan 34, 5 milyar liralık icra takibi, hala sonuçlanmamış, alacaklı alacağını alamamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme talebinin kabulüyle merci kararının onanması gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy