(2004 S. K. m. 53, 66, 67)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 31.5.1994 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1 - Merci kararının ve bunun taalluk ettiği işin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılması HUMK`nun hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliği ile kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2 - Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak Borçlu H.E. hakkında genel haciz yoluyla takip yapılmış, borçlu hakkında çıkarılan 49. örnek ödeme emri 2.10.1993 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu 3.10.1993 tarihinde öldüğünden alacaklı veraset belgesi olarak adı geçenin tek mirasçısı S.H. hakkında takibin devamını istemiştir. İİK`nun 53. maddesi uyarınca alacaklının tereke hakkında takibe devam edilmesini istediği anlaşılmaktadır. Mirasçı adına çıkarılan 49 örnek ödeme emri 21.10.1993 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu vekili yasal süre içerisinde takip dayanağı senetteki imzanın müvekkili murisine ait olmadığından bahisle itiraz etmiştir. İcra müdürlüğünce takibin durdurulmasına zuhulen taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin fekkine karar verilmiştir. Alacaklı, merciden itirazın kaldırılmasını istemiştir. Mercice evrak üzerinde 16.11.1993 tarihinde, icra müdürlüğünün 27.10.1993 tarihli takibin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar icra müdürü alacaklının talebi üzerine murise ait taşınmazların haczine karar vermiş ve haciz müzekkerelerini yazdıktan sonra bu kararından dönmüş olup, kendi kararını değiştirmesi mümkün değilse de, alacaklının bu işlem hakkında bir şikayeti bulunmamaktadır. Her ne kadar takip dayanağı kambiyo senedi ise de, genel haciz yoluyla takip yapıldığından İİK`nun 66. maddesi gereğince itiraz üzerine takip kendiliğinden durur. Merciin bir talep olmadan icra müdürlüğünün 27.10.1993 tarihli kararını kaldırması isabetsizdir. Bu karar ara kararı olup esasla birlikte temyizi kabildir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu senetteki imzanın borçlunun murisinin eli mahsulü olduğu anlaşılmış olup buna ilişkin borçlu vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak İİK`nun 67/3. maddesi hükmüne göre borçlunun kötüniyetinin ne suretle olduğu hususu belirtilmeden tazminatla sorumlu tutulması da isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile 16.11.1993 tarihli ara kararı ve 25.2.1994 tarihli nihai kararın yukarıda açıklanan nedenlerle İİK`nun 366. ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07.06.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy