(2004 S. K. m. 40, 42, 62, 366)
Dava: Merci kararının müddedi içinde temyizen tetkiki Borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 15.03.1995 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekili tarafından borçlu şirket hakkında hizmet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için genel haciz yolu ile takip yapılmış, 49 örnek ödeme emri borçluya 07.09.1993 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu şirket temsilcisi süresi içerisinde İcra Müdürlüğü`ne borca itiraz etmiş, takip durmuştur. Alacaklı vekili 09.11.1993 tarihli dilekçe ile merciden itirazın kaldırılmasını istemiş, Ankara 11. İcra Tetkik Merciinin 10.12.1993 tarih ve 1993/201-9 sayılı kararı ile itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir. 04.01.1994 tarihinde hacze gidildiğinde, borçlu şirket temsilcisi, alacaklı vekiline 8.000.000.-lira ödediğini, bakiyesini de saat 15.00`te ödeyeceğini, alacaklı vekili de 8.000.000.-lirayı aldığını, şimdilik işlem yapılmamasını bildirmişler, haciz yapılmamıştır. Borçlu vekili 20.12.1993 tarihli dilekçe ile Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesine 1993/1062 sayılı menfi tespit davası açmış, talebi üzerine mahkemece 04.01.1994 tarih ve 1993/1062 sayı ile; Ankara 1. İcra Müdürlüğü`nün 1993/5615 sayılı dosyasında borç miktarının 51.230.000.-lira olduğu, bunun 8.000.000.-lirasının ödendiği anlaşıldığından, bakiye 43.200.000.-liranın icra dosyasına, bu miktarın % 15`i olan 6.485.000.-lirasının mahkemeler veznesine depo edildiğinde icra dosyasına depo edilen paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. 07.02.1994 tarihinde de, davaya bakmak İş Mahkemesinin görevine girdiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli Ankara İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 05.01.1994 tarihli tahsilat makbuzu ile icra veznesine yatırılan 43.230.000.-lira 09.02.1994 tarihli reddiyat makbuzu ile alacaklı vekiline ödenmiştir. Merci karar Dairemizin 08.02.1994 tarih ve 1260-1652 sayılı kararı ile, takip dayanağı belgeler İİK.`nun 68/1. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı, uyuşmazlığın muhakemeten halli gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mercice bozmaya uyulmuş, 28.10.1994 tarih ve 685-595 sayılı kararla itirazın kaldırılması talebi reddedilmiş, taraflarca temyiz edilmediğinden 09.11.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Borçlu vekilinin istemi üzerine İcra Müdürlüğünce alacaklı vekiline ödenen paranın iadesi için muhtıra gönderilmiş, alacaklı vekili ise muhtıranın şikayet yolu ile iptalini istemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere İİK.`nun 62. maddesi uyarınca itiraz üzerine takip durmuştur. Borçlu vekili merciin itirazın kaldırılması kararını temyiz etmiş ise de, temyiz satıştan başka icra işlemlerini durdurmadığından hacze gidilmiş, borçlu temsilcisi sırf hacze engel olmak üzere borcun 8.000.000.- lirasını alacaklı vekiline ödemiş, bakiyesini de saat 15.00`e kadar ödeyeceğini bildirmiştir. Bu beyanı açıkça itirazından feragat etmedikçe borcu kabul ettiği anlamına gelmez. Tedbir kararının kalkması üzerine icra veznesine depo edilen para alacaklı vekiline verilmiştir.
İİK.`nun 366/son maddesinde, bozma kararı üzerine İİK.`nun 40. maddesinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 40. maddede ise, "ilamın bozulması icra işlemlerini olduğu yerde durdurur. İlam hükmü yerine getirildikten sonra bozulup da aleyhine icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya eski haline iade olunur" denilmektedir.
Somut olayda, itirazın kaldırılması talebi reddedildiğinden takip sonuçsuz kalmıştır. Alacaklıya ödenen paranın İİK.`nun yukarıda anılan maddeleri uyarınca iadesi gerekir. İcra Müdürünün işleminde isabetsizlik bulunmadığından şikayetin reddi gerekirken kabulü yerinde görülmemiştir.
Bir an için menfi tespit davasının borçlu aleyhine sonuçlandığı varsayılsa bile borçlu hakkında kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, dosyaya depo edilen paranın alacaklı vekiline ödenmesi olanaksızdır. Alacaklının eda davası açıp olumlu ilam alarak, ilama dayalı takip yapması gerekir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24.04.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Uyuşmazlık İİK.`nun 72/3. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında verilen tedbir kararı nedeni ile icra veznesine depo edilen asıl alacak ve % 15 zarar karşılığı teminata ilişkin paranın ihtiyati tedbirin kalkmasından sonra alacaklıya ödenmesi nedeniyle sözü edilen bu paranın borçluya İİK.`nun 40. maddesine göre geri verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Çoğunluk görüşünde; İİK.`nun 366. maddesi yollaması ile aynı Kanunun 40. maddesine göre bu paranın alacaklıdan geri alınıp borçluya iadesi mümkün bulunduğundan şikayetin reddine karar verilmesinin uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Oysa, İcra Veznesine yatırılan asıl borç ile teminat parası İİK.`nun 72. maddesine göre borçlu tarafından açılan menfi tespit davası nedeniyle verilen tedbir kararı doğrultusunda icra veznesine borçlu tarafından depo edilmiştir. İİK.`nun 72/6. maddesinde borç ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam olunacağı öngörülmüştür. Açıklanan bu yasal düzenleme karşısında; Mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararı nedeniyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasından sonra alacaklıya ödenen bu paraların borçluya geri verilmesi ancak menfi tespit davası sonucunda yararına alacağı karara bağlıdır. Bu aşamada İİK.`nun 40. maddesinde sözü edilen nakzedilmiş bir menfi tespit ilamı bulunmadığından anılan para için bu maddenin uygulanması mümkün değildir. Zira nakzedilen hüküm Tetkik Merci Hakimliğinde verilen itirazın kaldırılması davasına ilişkin olup menfi tespit davası ile ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan, Merci Hakimliğince alacaklının itirazın kaldırılması istemi reddedilmiş olup, takip iptal edilmemiştir. İtiraz sonucu takip durmuştur.
Takipten dolayı borç olup olmadığı açılan menfi tespit davasının sonucuna bağlıdır.
Açıklanan durum karşısında İİK.`nun 72. maddesine göre açılan menfi tespit davası sonucunda, borçlunun haklı çıkması halinde kendisine iadesi mümkün olan uyuşmazlık konusu paranın ilgisi olmayan merci kararının bozulması gerekçesine dayanılarak borçluya geri verilmesi yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Bu nedenle merci kararı sonucu itibarı ile doğru olduğundan onanması görüşündeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy