(2004 S. K. m. 88, 89/2, 94, 360) (6762 S. K. m. 145)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının bozulmasını mutazammın 4.6.1996 tarih ve 5671 /7691 sayılı Daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili ile alıcı D. Elektrik A.Ş. vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahalinden Daire'ye 16.9.1996 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı L. International Inc. tarafından borçlu K. Yatırım A.Ş.nin 3. şahıs M. Mikrodalga Elektronik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. deki 15/620 pay üzerine 22.9.1994 günü pay defterine işlenmek suretiyle ihtiyati haciz konmuştur. Ayrıca alacaklı vekili aynı tarihteki talebinde 3. kişi şirkete 89/1 ihbarı çıkarılmasını istemiş, icra müdürlüğünce de bu talep uyarınca işlem yapılmasına karar verilmiştir. 3. şahıs M. A.Ş. yasal 7 günlük süre içerisinde Akyurt İcra Müdürlüğü'ne vermiş olduğu 28.9.1994 tarihli dilekçesinde borçlu K. A.Ş.nin şirketten alacağının 7.311.609.280 TL olduğunu, TTK'nun 145. maddesi gereğince K. A.Ş. ye düşecek kar payı veya şirketin tasfıyesi sonucunda K. A.Ş.ye ödenecek tasfiye bakiyesi tahakkuk ettiği takdirde haciz ihbarnamesinin dikkate alınacağını, İİK'nun 89/2. maddesi uyarınca itiraz ettiklerini belirtmiştir.
Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılması zorunluluğu yoktur. Hisse senedi çıkarılmış ise bu hisse senetleri İİK'nun menkul satışlarını düzenleyen 88. maddesi uyarınca icra müdürlüğünce haczedilir ve muhafazaya alınır. Hisse senedi çıkarılmamış ise borçlunun 3. kişi nezdinde bulunan ve henüz kıymetli evraka bağlanmamış hisse hakları İİK'nun 94. maddesi gereğince icra müdürlüğü tarafından mahalline bizzat gidilerek ve pay defterine işlenmek suretiyle haciz işlemi yapılabilir. Haciz keyfiyeti de borçlunun hissesini elinde bulunduran 3. şahıslara ihbar edilir. Anonim ve hisseli komandit şirketlerin henüz kıymetli evrak niteliğinde senede bağlanmamış hisselerinin haczinde; İİK'nun 94. maddesi doğrultusunda yapılan tebliğden sonra şirket idaresi 3. şahıs elinde haczedilen mallar için uygulanması gerekli İİK'nun 89/2. ve 3. maddelerine göre itirazda bulunmamış veya itirazı reddedilmiş ise hisselerin borçlu adına ve hesabına şirket nezdinde ve mamelekinde bulunduğu kesinleşir. 3. kişi şirket, sözü edilen madde hükmü doğrultusunda itiraz etmiş ise haczedilen hisse karşılığının şirket nezdinde bulunduğu kesinleşmediğinden satış işlemlerine geçilemez. Bu durumda alacaklının ancak İİK 89/4. maddesi uyarınca Tetkik Mercii'ne başvurma hakkı vardır. Somut olayda alacaklı vekili 89/1 ihbarı çıkarılması doğrultusunda işlem yapılmasını istediğinden 3. kişi şirket bu prosedür doğrultusunda hacze süresinde itiraz ettiğinden icra müdürlüğünce satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi usulsüzdür.
Öte yandan, hisseleri henüz kıymetli evraka bağlanmayan anonim şirketleri de içine alan TTK'nun 145/1. maddesi hükümleri gereğince ortağın şahsi alacaklıları haklarını, ancak şirketin bilançosu gereğince ve ortağın hissesine düşen kar payından tasfiye halinde tasfiye payından alabileceklerinden "icra müdürünün haczedilen hisse haklarını kıymetli evraka bağlanmış gibi menkul hükmüne tabi tutarak İİK 88. maddesinde öngörülen şekilde satışını da yapması doğru değildir. TTK'nun 145/2. maddesi kıymetli evraka bağlanmış, başka deyimle hisse senetleri çıkarılmış hisseler için geçerli olduğundan, olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Ayrıca, icra müdürlüğünce haciz tutanağında sadece pay defterindeki borçlunun hissesi karşılığı nominal değeri belirtilmiş olup, usulüne uygun kıymet takdiri yapılmamıştır. Nitekim, asıl İcra Dairesi olan Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü'nün 1.12.1995 tarihli kıymet takdiri yapılmasına ilişkin talimatı uyarınca Akyurt İcra Dairesi'nce 6.12.1995 tarihinde uzman bilirkişiler aracılığı ile kıymet takdiri yapılmasına karar verilmiştir. Ancak Beyoğlu İcra Tetkik Mercii'nce kıymet takdiri yapılmasına ilişkin karar iptal edildiğinden 11.12.1995 tarihinde satışın devamına karar verilmiştir. Kıymet takdiri hususundaki merci kararlarının müstakilen temyiz kabiliyeti olmadığından bu kararların değerlendirilmesi ihalenin feshi aşamasında mümkündür.
İİK'nun 360. maddesi hükmü gereğince artırma ve ihaleye mutedair ihtilaflar istinabe olunan İcra Dairesi'nun tabi bulunduğu Tetkik Mercii'nce hallolunur. Bu nedenle kıymet takdiri yapılmasına ilişkin 6.12.1995 tarihli Akyurt İcra Müdürlüğü'nün kararına karşı Akyurt İcra Tetkik Mercii'ne başvurulması gerektiğinden Beyoğlu İcra Tetkik Mercii'nce kıymet takdirinin iptaline ilişkin kararı usulsüzdür. Kaldı ki, bizzat icra müdürlüğünce kıymet takdiri yapılmadığı kabul edilerek kıymet takdiri yapılmasına karar verilmiş bulunduğundan, haciz tutanağındaki pay defterinde belirtilen nominal değerin tutanağa geçirilmesi satışa esas alınacak gerçek kıymet takdiri olarak kabul edilemez. Nitekim tutanakta icra müdürünün kıymet takdiri yaptığı yolunda bir ibare yoktur. İcra müdürünün ancak kendi bilgilerine göre kıymet takdiri yapmasının mümkün olması halinde takdiri bizzat kendisi yapabilir. Uzmanlık alanı dışında olan bir hususta İİK 87. maddesi uyarınca bilirkişilere başvurması gerekir. Bu olayda bir anonim şirketin diğer anonim şirketindeki hisse haklarının haczi söz konusu olduğundan ve anılan bu husus icra müdürünün uzmanlık alanı dışında kaldığından, satışa esas gerçek muhammen bedelin yöntemince uzman bilirkişiler aracılığı ile takdiri yaptırıldıktan sonra satışın gerçekleştirilmesi gerekirken, nominal değer esas alınarak hisse haklarının, alacaklı şirkete ihale edilmesi doğru olmadığından Merci Hakimliği'nun ihalede nominal değerinin baz alınmasının ihaleye katılımı arttıracağı yolundaki görüşünde de isabet yoktur.
Tüm bu olgular göz önüne alındığında alacaklı ve alıcı vekillerinin karar düzeltme isteminin reddi gerekmesine;
Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan merci kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında alacaklı ve alıcı vekillerinin karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi, HYUK'nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiçbirine de uymadığından, İİK'nun 366. ve HYUK'nun 442. maddeleri uyarınca REDDİNE, kararın düzeltilmesini isteyenden takdiren 100.000'er lira para cezası ile 503.500'er lira ilam harcı alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına, 20.11.1996 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı oy :
Bilirkişi incelemesi yapılmadan ihalenin gerçekleştirilmiş olmasının usulsüz olduğu yolundaki çoğunluk görüşü doğrultusunda karar düzeltme isteminin reddi, diğer bozma nedenlerinden ötürü muhalif üyenin gösterdiği gerekçe gibi karar düzeltme isteminin kabulü görüşündeyim.
Üye
M. Aksoy
Karşı oy :
Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nun 13.9.1994 tarihli kararı ile, borçlu K. Yatırım A.Ş.nin üçüncü kişi M. Mikrodalga Elektronik Sistemler A.Ş. nezdinde sahibi bulunduğu hisselerin veya hisse senetlerinin haczine karar verilmekle; talimat icrası olan Akyurt İcra Müdürlüğü, üçüncü kişi şirket adresinde ve şirket yetkilisi A. N. huzurunda, pay defterinin incelenmesine, şirketin henüz hisse senedi çıkarmadığının, ilmuhaberde tanzim etmediğinin tespiti üzerine, borçlu şirketin 15.620.000.000 liralık nominal değerdeki 15620 çıplak payına İİK'nun 94/1. maddesine göre ihtiyatı haciz koyar ve haczi deftere işler ve durumu M. A.Ş. nin Mali İşler ve Sözleşmeler Direktörü A. N. ye bildirir. İhtiyati haczin kati hacze dönüşmesi sonucunda bu hisseler 13.12.1995 tarihinde yapılan açık artırma sonucu 111.600.000.000 (111.6 milyar) TL ve D. Elektrik A.Ş.ye ihale edilir.
Dairemiz, ihalenin feshini reddeden merci kararını, kendi içinde çelişkiler taşıyan görüşle; bir yandan pay senedi çıkarılmayan A.Ş. hisselerinin İİK'nun 94. maddesi gereğince haczedilebileceğini belirtirken, diğer yandan yapılan haczin aynı yasanın 88. maddesi gereğince yapıldığı kabul edilerek bu yasaya göre haciz yapılamayacağını vurgulamış; sanki hisse senedi çıkarılmışcasına pay senetlerinin borsa fiyatları saptanmadan satışa çıkarılmasının doğru olmadığından bahisle merci kararını bozmuştur.
Ancak karar düzeltme aşamasında haczin İİK'nun 94. maddesine göre yapıldığı, çoğunluk görüşünde bu defa kabul edilmekle birlikte 89/l. madde tebliğine itiraz olduğundan haciz edilen şeyin üçüncü kişi nezdinde ve zimmetinde sayılamayacağı ileri sürülmüştür.
Borçlunun üçüncü şahıslar nezdindeki bir hakkı. İİK'nun ya 89. maddesine göre veya 94. maddesine göre haciz edilebilir; her ikisine göre haciz edilemez. Çünkü, her iki maddenin konusu da, üçüncü kişiler nezdinde haciz edilen bir hakkın, üçüncü kişiye ihbar edilmesidir. Haciz edilen şey, üçüncü kişi nezdindeki bir alacak ise, bu haciz keyfiyeti 89. maddeye göre üçüncü kişiye ihbar edilir. Üçüncü kişi nezdinde haciz edilen şey, bir şirket hissesi ise, bu haciz keyfiyeti üçüncü kişi şirkete 94. maddeye göre ihbar edilir. Bu husus 94. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesinin sonunda açıkça belirtilmiştir. Somut olay da, borçlu K. A.Ş. nin, üçüncü kişi M. A.Ş. deki hisselerinin haciz edildiği M. A.Ş. ye ihbar edilmiştir. Nitekim haciz tutanağında "15620 payın tamamına ihtiyati haciz konuldu ve deftere işlendi. Durum mali işler ve sözleşmeler direktörü (M. A.Ş.nin) A. N. ye bildirildi" denmiştir.
İİK'nun 94/1. maddelerine göre, hisse haczinin üçüncü kişiye bildirilmesi için ayrı bir ihbarname gönderilmesi zorunlu değildir. Bu ihbar mahallinde düzenlenen haciz tutanağı ile de yapılabilir. Çünkü İİK'nun 94/1. maddesine göre yapılacak ihbarın içeriği ve şekli hakkında İİK'nun de ve İİK'nun yönetmeliğinde hiçbir hüküm bulunmadığından ihbarın şekli icra memurunun takdirine bırakılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle borçlu M. A.Ş. deki hisselerin haczi İİK'nun 94/1. maddesine uygundur ve geçerlidir.
Çoğunluk görüşünde, bu hacizle ilgili olarak çıkarılan 89/1 ihbarına itiraz olduğu yolundaki saptamada hatalı ve dosya kapsamına aykırıdır. Şöyle ki; ihtiyati haczin uygulamasına esas alınan Beyoğlu Ticaret Mahkemesi'nun 13.9.1994 tarihli ihtiyati haciz kararı iki unsuru kapsamaktadır. Birincisi borçlu K. Yatırım A.Ş. nin M. Mikrodalga Elektronik Sistemler A.Ş.deki (Ankara) sahibi bulunduğu hisseler veya hisse senetlerinin ihtiyati haczi, ikincisi- aynı şirketteki alacağın ihtiyati haczi öngörülmüştür. Nitekim alacaklı da bu ihtiyati haciz kararının içeriğine uygun olarak Akyurt Talimat İcra Zaptı'nın 1. sahifesinde, 22.9.1994 tarihli talebinde borçlu şirketin sahibi bulunduğu hisseler için hisse senedi bastırılmamış. Keza ilmuhaber de tanzim edilmemiş olduğundan, borçlu şirketin M. A.Ş. deki hisselerinin ihtiyati haczini, ayrıca yine K. Yatırım A.Ş.nin M. A.Ş.deki tahakkuk etmiş ve edecek alacaklarının borca yetenin haczini istemiştir. İşte çoğunluk görüşünde sözü edilen 89/1. ihbarı bu ikinci seçenek için doldurulmuştur (dosyadaki 69 örnek ihbarname). Bu ihbarın üçüncü kişiye 22.9.1994 tarihinde tebliği üzerine üçüncü kişi M. A.Ş. icraya itiraz etmiştir. Yoksa, çoğunluk görüşünde ileri sürüldüğü gibi İİK'nun 94/1. maddesine göre haciz edilen çıplak payın haczine bir itiraz yoktur. Dolayısıyla çıplak payların satışına gidilmesinde bir engel bulunmamaktadır.
Gerçekten anonim şirkette payın (hissenin) hisse senedine bağlanması zorunlu değildir. Eğer pay, senede bağlanmamışsa çıplak pay olarak kalır. Esas olan çıplak paydır. Senede bağlanmamış payda, menkul kıymet hükmündedir, hisse senedi gibi her çeşit işlem konusu yapılabilir, devredilebilir, rehnedilebilir, üzerinde intifa hakkı tanınabilir, haciz edilebilir. Payın hisse senedine bağlanması, hakların, borçların ve yükümlülüklerin öz yapılarında, kullanılmalarında ve ileri sürülmesinde hiçbir değişiklik yapmaz. Sadece tedavülün kolaylaştırılmasını sağlar (bkz. Prof. Dr. Reha Poray Prof. Ünal Tekinalp - Prof. Dr. Ersin Çarkoğlu, Ortaklar ve Kooperatifler Hukuku, 6. baskı, İstanbul, 1995, sayfa 389). Buna göre, hisse senedine bağlanmamış çıplak pay, Ticaret Hukuku (maddi hukuk) bakımından tıpkı hisse senedi gibi menkul kıymet hükmündedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.11.1990 E., 6746/K., 7294 sayılı kararında; ilmuhaber ve pay senedi çıkarılmadığı dönemde eğer ortaklık ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, bir ortağın ortaklıktaki payını başkasına satması olanaklı ve yanlar arasında geçerlidir. Yine aynı Daire'nun 7.3.1994 tarih, 4752 E., 1775 K. sayılı kararında, anonim ortaklığın pay senedine bağlanmayan ve çıplak pay adı verilen paylarının satışı olanaklıdır. Bunun için devir iradesi yeterlidir, denmektedir (bkz. Gönen Eriş, Anonim Şirketler Hukuku, Ankara, 1995, s.530, 59). Çıplak pay icra satışı bakımından da menkul hükmündedir.
İİK'nun, menkullerin açık artırma ile satışına ilişkin 112-128. maddelerinde kıymet takdiri ile ilgili bir hüküm yoktur. Kıymet takdiri ile ilgili 128. madde gayrimenkuller ile ilgilidir. Bu nedenle menkul satışlarında yeni bir kıymet takdiri yaptırılmaz. Menkul mallar İİK'nun 87. maddesine göre haciz sırasında yapılan kıymet takdirine (muhammen kıymete) göre satışa çıkarılır.
Ayrıca borçlu K. Yatınm A.Ş. talimat İcra Dairesi'nce çıplak payların nominal değerlerinin kıymete esas alınmasına karşı da, süresinde, sözü edilen İcra Dairesi'nun bağlı bulunduğu Akyurt Tetkik Mercii nezdinde bir itirazda bulunmamış olduğundan, Akyurt İcra Dairesi'nce yapılan kıymet takdiri kesinleşmiştir. Zamanında itiraza uğramayan, ihaleden önceki nedenlerden dolayı, ihaleden sonra itiraz edilemez ve bu husus ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülemez ve ihalenin feshine neden olamaz.
Çoğunluk görüşünde bu husus da hatalı ele alınmıştır. 6.12.1995 tarihli kıymet takdiri yapılması hususundaki kararı, talimat icrası kendiliğinden almamış, asıl icrası olan Beyoğlu icrasının talimatı üzerine almıştır. İİK'nun 360. maddesi hükmü karşısında esasen asıl icranın böyle bir karar alıp talimat yazmaya yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim Beyoğlu İcra Tetkik Mercii'nun; Beyoğlu icrasının satışın durdurulması ve kıymet takdiri yapılması yönündeki kararını iptal etmesi üzerine Beyoğlu İcra Dairesi bu kez 8.12.1995 tarihinde satışın devamına dair talimat yazmış, bu ikinci talimat üzerine satışa gidilmiştir. Bu husus 11.12.1995 tarihli memur kararında açıkça vurgulanmaktadır. Sözü edilen kararda aynen "her ne kadar Beyoğlu İcra Müdürlüğü'nce satışın durdurulmasına ve kıymet takdirine dair talimat gelmişse de bu kez aynı İcra Müdürlüğü'nce ve mahkeme kararı ile satışın devamına karar verilmiş olması nedeniyle, satışın devamına müdürlüğümüzce karar verildi. 11.12.1995" denmektedir.
Asıl icranın talimatına taban alınan 6.12.1995 tarihli karar, yine asıl icranın talimatı ile ortadan kalkmaktadır. Çoğunluk görüşünde belirtildiği gibi, bu kararın kaldırılması için talimat icrasının bağlı olduğu Tetkik Mercii'ne başvurmaya gerek bulunmamaktadır.
Bir an için hacizli hisselerin nominal değerleri üzerinden satışa çıkarılmasının usulsüz olduğu farzedilse bile bu husus sonuca etkili olmadığından, ihalenin feshine neden olamaz. Zira, hacizli hisseler nominal değerleri olan 15.6 milyar lira üzerinden satışa çıkarılmış ve ihalede 115,6 milyar liraya satılmıştır. Bu, borçlunun yararına olmuştur. Oysa İİK'nun 134. maddesinin 5. fıkrasına göre, ihalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispata mecburdur. Olayda borçlu menfaati muhtel olmamıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi satış İİK'nun 106. maddesi nedeniyle İİK'nun menkullerin satışına ilişkin 112 ve takip eden maddelerine göre yapılmıştır. Hisse senedi çıkarılmamış olan anonim şirket hisseleri hakkında TTK'nun 145/1. maddesinin uygulanmasına olanak ve gerek yoktur. Çünkü TTK'nun 145/1. maddesi bağımsız olarak başkasına devredilmeyen şirket (mesela kollektif şirket) hisseleriyle ilgilidir (Bkz. TTK'nun 191). TTK 145/1. maddesini bağımsız olarak devir ve haciz edilebilen çıplak anonim şirket hisselerine de teşmil etmek, anonim şirketlere hisse senedi çıkartmamak suretiyle ortakların çıplak hisselerini cebri icra satışından kurtarmak sonucunu doğurur ki bu İİK'nun sistemine ve amacına aykırı düşer ve kötü niyete prim verir. TTK'nun 145/1. maddesi evveliyetle ve ilave olarak haciz edilecek hususları karara bağlamakta çıplak hissenin haczine engel teşkil etmemektedir.
İİK'nun 82., 83. maddesinde ve diğer yasalarda açıkça engellenen hususlar dışında; haciz edilen bir malın satışı çok doğaldır. Yapılan ihale usul ve yasaya uygun olduğundan karar düzeltme isteğinin kabulü ile merci kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluk görüşüne karşıyım. 20.11.1996.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy